14 May

0 Comments

Maziye bir bakıver

  Merush Hanım

Kuş gibi mazi. Birazdan ürküp kaçacak gibi, ansızın çekip gidecek, göğe yükselecek gibi.

Oturmuş bir pencere kenarına, maziyi düşünüyorum. Güzel sesli bir kadından bir ses yükseliyor sonra, maziye bir bakıver, diyor, neler neler bıraktık. Bakıyorum,  karşımda alabildiğince mavi bir deniz. Uçsuz bucaksız mavilikte bir kuş süzülüyor. İşte, diyorum. Mazi geçip gidiyor. Çok değil, bir kaç dakika evvelinde maziyi düşünüp, harcamış, türlü pişmanlık sonrası oturmuştum bu pencere kenarına. Maziye kızmak, onunla kavga etmek, bütün pişmanlıklarını ortaya dökmek kolaydı. Ben zoru seçtim, maziyi kabullendim, onu sarıp sarmalayıp bir öpücük kondurdum alnına. Avuçlarımda tutup  şevkat gösterdim ona, havalandırdım yeniden. Havalandırdım o ürkek, temiz, sakin kuşu.

Kalbimde bir yara değil mazi. Kalbimde hep güzel anılar, aklımda hep büyük umutlarım. Uçup giden mazinin ardında belli belirsiz bir gelecek göz kırpıyor. Korkutuyor çoğu zaman, şaşırtıyor, telaşlandırıyor. Bir daha asla eskisi gibi olmayacak binlerce şey geçip gidiyor gözlerimin önünden. Bir daha asla yalnız kalamayacağını düşünmek seni de telaşlandırmaz mıydı? Ama giderken o kuş, havalanırken maviliğe, gözlerimin içinde öyle güzel baktı ki. Yeşillikler doldu birden, belli belirsiz bir gelecek içerisinde yemyeşil umutlar belirdi. Tüm korkular yeşillere açıldı, tüm telaşlar kayboldu uçsuz maviliklerde.

Geçip giderken mazi, edilmiş onca duanın, verilmiş onca emeğin teşekkürünü ediyor gibiydi.

28 Mar

0 Comments

İlk Kelime

  Merush Hanım

Çoktandır, ilk kelimeyi arıyorum.

Sana yazmaya başlamak için o ilk kelimeyi aradım aylarca. Bir türlü dilimin ucuna gelmedi, bir türlü başlayamadım satırlara.  Birkaç küçük kağıt parçasına anlık heyecanlarımı sığdırdım, bir iki de şarkı söyledim senin için; sanki daha evvelinden bize yazılmış gibi.  Şiirlere göz gezdirdim uzun zaman, belki o ilk kelimenin ilhamı gelir diye.  Aylarca senin için, özenerek seçtiğim defterler boş kaldı.

Bu sabah, yeni evimize uyandım. Yepyeni bir şehirde, yepyeni bir sabahtı. Alışalı birkaç gün olmuştu henüz. Varlığını artık daha çok hissediyorum, bu evin seni düşünerek hazırlanmış olmasının da etkisi var mutlaka. Elimde koca bir bardak sütle güne başlarken, ekrana göz gezdiriyordum.  Yıllardır hafızamda olan bir şiir gözüme çarptı, bir başka anlamda okudum:

Dönsen ve öpsem incitmeden
Alının gücenik ülkesini
Benim ömrümsün sen, onurum, geleceğim.

Şükrü Erbaş

Daha anlamlı bir “Merhaba” olamaz diyerek başladım satırlarıma. Bugün ilk kez senin için cümleler kurdum. Bugün ilk kez, seninle dertleştim. Bugün biraz daha büyüdün içimde.

Merhaba.
Hoş Geldin.

02 Mar

2 Comments

Mutlu baharlar!

  Merush Hanım

tumblr_mf6dfvLmRw1rlsjh8o1_500

Her türlü yorgunlukla baş edebiliyor insan ama zihin yorgunluğu fena şey.  Benim gibi işleri kendi planlayıp, yoluna koymadan içi rahat edemeyenlerin en büyük sıkıntısı eli kolu bağlı olmaktır muhakkak. Aylardır öyleyim. Her şeyi zihnimde tartıp, planlayıp, hazırlıyorum lakin iş harekete geçmeye gelince elimden bir şey gelmiyor. Bunları yapacak olan kişiler de genellikle benim kadar titiz olmayınca zaten sıkıntıda olan zihin daha bir sıkılıyor, geriliyor, patlama noktasına varıyor.

Bu anları kolaylaştırmak için birkaç satır okumayı tercih ediyorum. Bu seanslar her seferinde daha büyük bir zihin yorgunluğu ile sonuçlanıyor.  Evvela, okuduğumu anlayamıyorum! Bir cümle için beş cümle kuruyorum, satırlar ilerlemiyor, hepten sıkıcı bir hal almaya başlıyor bu durum.

Oradan kurtarıp kendimi, film izlemeye geçiyorum. O da ne? Onlarca teknik aksaklık benimle geliyor! Bir biçimde izlemeye başladığım film, ilk 10 dakikasında uyuyakaldığım filmler listesine hızlı bir giriş yapıyor.  Uyandığımda karşılaştığım bu gerçek sayesinde zihnimdeki yorgunluğa bir tanesi daha ekleniyor. Kendimi dağlara taşlara vurmak istiyorum.

Dağa taşa tırmanacak mecal olmadığından son çare olarak müzikte arıyorum şifayı. Her gün yepyeni keşiflere yelken açtığım günlerin hediyelerini birer birer açıyorum. Hepsinde hülyalara dalıyor, beynimde adeta klip çekiyorum şarkılara! Bir süre sonra ne dinlediğimi unutup aklıma gelen bir başka şeyi araştırırken buluyorum. Genellikle hurafelere kafayı taktığımdan bulduğum her yanıtla daha bir şişiyor, geriliyor, kendimi ağlama krizlerinin ortasında buluyorum.

Ve bu enfes aklımla, zihin yorgunluğuna en iyi gelen şeyin ağlamak olduğuna kanaat getiriyorum.

Bizim burada günler sulu sepken, telaşlı ve yorgun geçiyor. Baharı müjdeleyen en iyi ihtimal ise kalbimdeki heyecan. Mutlu bahar günleri efendim.

02 Şub

3 Comments

Gerekli Başlık

  Merush Hanım

tumblr_lxx67u2tXm1qfx0vvo1_500

Şimdi sessiz oluyor ve oturuyoruz sandalyemize.  Yerleşik düzende olmadığımız için sandalyemizin sırtında şalımız yok, omuzlarda sıcaklık hissedemeyince yazamıyor insan haliyle. O nedenle epeydir elim gitmedi klavyeye.  Bahanemi açık ettiğime göre gönül rahatlığı ile alt paragrafa gidebilirim. Maksadım, kuru kelime kalabalığı yaparak gözümü doyurmak.  Aşağıda bambaşka bir konuya geçebilir, daldan dala atlayabilir, kaydıraktan kayabilirim. Lakin bunların hiçbirini yapacak güce sahip değilim. Günler, öylesine birbirinin aynısı olarak ilerliyor ki! Aynı zamanlarda daha evvelki günlerden farklı. Öylesi tuhaf bir çelişki anlayacağın, sevgili blog.

Aslında anlatmak istediğim çok şey var. Kahrolsun şu dümdüz yazmayı bir türlü öğrenemeyişim! Bugün kalktım nefis bir kahvaltı yaptım, ardından alışverişe gittim çılgıncasına eğlendim, minvalinde cümleler kurabilmeyi çok isterdim. Ben ki, günlüğüme dahi düzgün cümle kuramayan biriyim, ne çok özeniyorum bu gündelik yazarlara.  Eski günlükleri karıştırırken normal bir insan evladı hülyalara dalar, yad eder o günleri, değil mi? Bende durum çok vahim. Çoğunlukla, ne anlatıyorum ben burada yeaa?!

Neyse, bence bu kadar yeter.  Böyle böyle hatırlayacağım yazmayı diye umut ediyorum.