Bazen olmaması gibidir ya hani herşey, illa ki derinine saklamayı yeğleriz hani olayları.. Çok meraklı olduğumu düşünüyorum bugünlerde bu konuda. herşeyi birbirine karıştırıp aklımca aşure yapacağım ve hayatımdaki herkesi doyuracağım.. Tarifimi de kendi kendime oluşturdum ve oturdum ellerimle aşure yaptım !
Annem için kuru kayısı koydum,kayısı sağlık verir, bağırsakları çalıştırır. Ve benim annem ben bağırsam da bağırmasam da beni sever.. Babam için kuş üzümü ekledim aşureme.. Kuş üzümü mini mini hayallerimi temsil eder, özlemlerimi, kokusunu çok sevdiğim babamın huzurunu verir kuş üzümü.. Kuşun kanadına takar gönderirim diye ona olan özlemimi.. Kızların herbiri için birer portakal rendelerim.. Kabuğu eridikçe daha bir yakınlaşır olurlar bana diye, o güzel kokuları karışır diye dünyama.. Canımın parçası için nohutları atıkladım. En beyazlarını seçtim, en tazelerini, en güzellerini.. İnci kolye tadında kalsınlar diye dünyamın içinde.. Dostlarım için şeker ekledim bolca zira şekersiz kıvam bulamaz benim aşurem.. Özlediklerim için doldurdum geri kalan tüm malzemeleri, teker teker pişmanlıklarımı hüzünlerimi.. Lezzetli oldu aşurem.. Çok güzel oldu
Yesinler diye tabaklara koydum ama baktım ki yanında bir kase de “huysuzluk” vermişim. “üzüntü”vermişim.. Unutmuşum “gülücük” koymayı yanına..
Tabaklarımın hepsi yenmeden geri gönderildi.. Yemek istemediler.. Çünkü yalnızca tatlı olsun isterlermiş benim aşuremi..
Bu gece biraz daha düşünüp öyle koyulacağım işe.. En leziz aşureleri yapmak için, hayat buldurmak için hepsine..
Bakacağız elbet tadına..
Facebook'ta PaylaşFriendFeed'de Paylaş













7 Yorum Yapılmış