Salı 13 Şubat 2007
Entellektüel zamanlarıma inat son derece yapay bir duruşla geçiyorum artık karşısına tüm yazı yazma editörlerinin. Evet bunun kimseye bir zararı yok. Fayda sağlamadığı gibi yarar da sağlamayan bu tür eylemlere halk dilinde “faydasız eleman” deniliyor. (ben de halkım, uydurdum) Halkin dili o kadar gereksiz ki bunu es geçiyoruz. Tabiri caiz olan tüm sıfatları çantamıza sıkıştırıp yürüyoruz. Karşımıza çıkan herkese bir tekme atma isteği ile dolup taşarak.
Yolda yürürken irili ufaklı her dükkandan aynı ses aynı iç gıcıklayan tonda şarkısını söylüyor : biiir, çok sıkıldım! Şarkı öyle bir şarkı ki şarkıdan bunaldığınızda da o şarkıyı söylüyorsunuz. Ucu yırtık aşk mektubuna ucu yırtık aşk mektubu ile yanıt vermek gibi bir durum bu.. İkiii… yerim çok dar ! Bir kaç adım öteden tuhaf melodiler geliyor, Rober’den kaçıp Ankaralı Namık’a tutulmak istemediğim için yer değiştiriyorum. Üçç…. Senden çok var!
Benden çok yok Roberciğim.. [Bu fazladan -ciğim takısını bana öğreten ilkokul öğretmenime hala sinir oluyorum!] Benden tahmin ettiğinden çok daha az var , ama sen beni burda hiiiçç işim gücüm ve yahut sıkıntım yokmuş gibi kendi şarkın üzerine ahkam kesmeye zorlarsan ne farkım kalacak ki benim. Bırak benden çok olmasın. Bırak dünya daha yaşanılası bir yer olarak kalsın..
Başarısız bir kaç kelimeden oluşan Rober Hatemo fonlu bu yazımın sonuna gelirken hayatımın içine eden tüm herşeye selamlarımı iletiyorum. Kin tutmayı öğrendiğim ilk vakit bir tuttam kin tuttacağım “onlar” için. Çiçek niyetine.. Belki yazasım gelir o zaman. Kim bilir?





aleyküm selam:p
senden bi kaç daha olsa yandık biz öldük bittiik…
o kadar özlüyoruz tek iken bile.
birkaçınızı özlemek daha bi zor olsa gerek.
çok güzel çok sevyom onu