Pazartesi 30 Mart 2009
Wykkacığım lakaplarımı sormuş. Dünden bugüne ne tür lakaplarla çağrılmışım bunları yad edeceğiz bu yazımızda. “Hey gidi günlerim,hey” ile konuyu bağlar,ardından da derin düşüncelere sevk ederiz beynimizi.
Geçen gün, Facebook sağolsun çok eskilerden bir ablacığımla karşılaştırdı beni. Abla o kadar eskiydi ki, doğum günümü değil doğum anımı biliyordu. Haliyle çıkardığım ilk seslerden, büyümeye çalışırkenki tüm hallerimi bilir. Neyse bu ablacığım sayesinde hafızamın derinlerinde kaybolmuş bir lakabım gün yüzüne çıktı. Bu anıyı bir biçimde yazıya dökmek istiyordum zaten, bu vesileyle içimi okumuş olan Wykka kuşuma derin sevgilerimi yolluyorum.
Yaklaşık 3-4 yaşlarında olmalıyım. Biraz da balık etliyim tabi. Boy desen pek yok. Tıknaz,kısa saçlı garip bir kız çocuğuyum. Merdivenlerinden bahçeye inilen bir evimiz var. Tahmini 15 basamak falan. Balkondan gördüğüm bahçede oyun oynayan kızkardeşlerimin yanında olmak için can atıyor olmalıyım. Hızla evden çıkıyor ve merdivenlerin başına geliyorum. Bacak desen bir karış.Kaldırıyorum adım atmak için ve kendimi ansızın ilk basamakta buluyorum. Skandal olarak değerlendirilecek bu olayın günümüze eğlenilerek aktarılmasının ardında o ilk basamaktan gayet hoş bir eda ile kalkıp yoluma devam edişim yatıyor. Bana lakap olarak verilmesine neden olan şey ise, benim bu düşüşümle birlikte merdivende meydana gelen hafif çatlak! Merdivenden düşüp bir yerim kırılmaması bir yana ben düşüp merdiveni çatlatıyorum! Olacak şey mi? Herkesler hayretle karşılamış ve ben günün sonunda ilk lakabımı kazanmışım : Betonite!
Sonraki zamanlarda ise çoklukla “Marul” kelimesini duyuduğumu hatırlarım. Kızlar artık sadece bana kızdıklarında söylerler onu. Sinir bozucu bir çocuk olmalıyım ki Marul dendikçe kavga çıkardığımı hatırlarım. “Ben düz saçlıyım aptalsalakmanyakşey! Marul kıvırcık oluur!
Gözlüklü bir çocuk oluşumdan mütevellit, bolca “Gözlük” kelimesini de duymuşluğum vardır. Bu her yerde ve koşulda gerzek olan tüm çocukların yaptığı bir şeydi nasılsa. Lakap olarak değerlendirmek lazım.
Ha bir de babacığım ismimizdeki ilk hecelerimizi üst üste söylemek gibi eğlenceli bir oyun bulmuştu kendine. Bu sebeple bolca “Mermer” dediği de görülmüştür bana. Bunun Betonite’yi çağrıştırmadığına eminim, zira “Serser” gibi garip bir söz öbeği ile sesleniyordu kızkardeşime de.Orjinal bir adamdır, sevgilerimizi yollayalım burdan görür mörür,maazallah :)
Çeşitli sevgi sözcükleriyle de seslenildiği olmuştur bana. Balım, böreğim, peteğim,şekerparem vs gibi ama bunlar zannederim ki lakaplar kümesinin elemanları değil. Öylelerse şayet, söylemedim zannedin. Lakabım diye düşünüp “balım” diye seslenmenizden hoşnut olmayabilirim!
Bu noktada sorarım size; Meruş‘u lakap olarak görmeli miyiz? Meruş kelimesinin kendinden geçerek, hava olsun diye ingilizce kelimeler türeten ortaokul çocuğu zekası ile -sh takısı getirilmiş hali olan Merush‘u lakap olarak saymalı mıyız? Bence sayılmaz. Çünküüüü,
-Adın ne senin?
-Meruş.






hıhıa, betonite güzelmiş
This comment was originally posted on FriendFeed
Aynı tonlama ile "marul" deseydin görürdün sen Simto :))
This comment was originally posted on FriendFeed
(: lakaptan ziyade anısal olarak hoşuma gitti betonite. (:
This comment was originally posted on FriendFeed
marul :) (o tonlamayla demedim ama bak.)
This comment was originally posted on FriendFeed
yemezler levo bey. L!
This comment was originally posted on FriendFeed
hıhıa, betonite güzelmiş
Aynı tonlama ile “marul” deseydin görürdün sen Simto :))
(: lakaptan ziyade anısal olarak hoşuma gitti betonite. (:
marul :) (o tonlamayla demedim ama bak.)
yemezler levo bey. L!
kızıl kafa…
nerde? göremedim?! höyt…
merush’a gelince o kendi başına özgürlüğünü ilan etti. artık sana ait değil. saylanmaz. halka maloldu o anacııım :)
Artık kızıl kafa değilim, sayılmaz! :)
Hem senin bana taktığın isimleri sayarsak işimiz çok zor, Onurcum. :))