Tarihte Bugün:  3 Eylül 2005
Başlık, insanın kendine yakışanı giymesidir!

Perşembe 26 Nisan 2007

Genel itibariyle baktığımızda yorucu bir hafta idi. Hafta henüz bitmeden haftayı bitirme yazısı yazıyor oluşumdan da bu hissiyatımın derinliklerine doğru yol alabiliriz. Sağ alt köşede zırt pırt yanıp sönen ışıklar dikkatimi dağıtmak için uğraşsalar da ben bitirmeye niyetlendim bir kere. Hem bu haftayı hem bu yazıyı. Haftaya benzer bir yazı oldu zaten bu. Başından belli ne kadar gereksiz olacağı. Daha ilk başından afallamaya başladım. Tıpkı Pazartesi gibi. 23 Nisan etkinliklerini tüm memur insanları yataklarına uyuklayarak kutlarken bendeniz işimin gücümün başında yer edindim kendime sabahın ilk saatlerinde. -Zaten büyüyünce memur olacağım!-

Gün Salı’yı ve sabahın 9unu gösterdiğinde ben masamın bir köşesinde gözlerimi ovuşturmakla ve sorulan sorulara “ne? kim? hani? e uyuyoduk…” demekle meşguldüm. Günün ortalarına doğru -ki bu ev hanfendilerin sabah kahvesi içme saatlerine denk gelmekte- açılan uykum ile başlıyorum işlere. Pelerin giymiş bir Süper Girl üm adeta! Pelerinsiz Süper İnsan olmaz, evet. Ben de o yüzden giydim ya zaten. Ahahah! Sonra Çarşamba oldu. Ben çarşafa dolanma hayallerimi yüzdürdüm bir bardak suyun içinde bütün gün. Çok canım sıkıldı benim Çarşamba günü. Perşembenin gelişi de Çarşambadan belli oldu zaten. “Dilediğini al, dilediğini ver ne farkeder?”

Rober Hatemo sabahtan beri “Ne de güzel olmuşsundur beyazlar içinde sen” deyip duruyor. Şarkının adı “Beyaz ve Sen” ( şimdi gugıl herkesi buraya çağıracak) Birileri kendisine  aşkın bu halinin 1950 lerde kaldığını söyleyebilir mi? Hey Tanrım dayanabilir miyim buna ben! Ümit Besen abimizin “Nikah Masası” adlı güzide eserini açayım daha iyi yani. Keremcem bile derdime deva olabilir bu noktada “Aşk bitti” adlı şahane eseriyle. Zira kendileri de aklınca “Ezginin Günlüğü” nün sorduğu “Aşk hiç biter mi?” adlı soruya yanıt aramakta. Evet sayın seyirciler PowerTürk‘te şu anda bunlar çalıyor. -Yazı yazarken şarkı dinlememeliyim- , -o değil de her iki yazımda bir PowerTürk adı zikrediyorum, artık reklam ücretimi almalıyım onlardan-

Kendisine “Cumartesi Yazısı” süsü vermiş olan aslında kategorilere bile girememiş ezik bir Perşembe yazısının sonuna doğru gelirken buradan kendime teessüflerimi sunuyorum.

-Tatlım neden hala kırmızı papuçlarının resmini çekmedin?!-


Paylas!
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati

bu yaziyi sevdim!

2 Yorum Yapildi .

  1.  
    29 Nisan 2007 | 23:14
     

    Pek sayın merush bu perşembe yazısı böyle mi olur. Perişan bi gün herhal haftasonuna yaklaşmak güzel am ao zamanı geçmek zor hakkaten bitsin bu hafta gari.

  2.  
    7 Mayıs 2007 | 18:35
     

    yazılarını bugün okuyabildim ancak.daha önce niye denk gelmedim diye hayıflanmadım desem yalan olur. .ilginç enteresan güzel hoş.bundan sonra takip edeceğimi sanıyorum.ben niye böle yazılar yazamıyom.hadi kolay gelsin.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)


Merhaba,
Yorum yapmak icin isminizi ve e-posta adresinizi yazmaniz gerekiyor. E-Posta adresiniz gizli kalacak.


RSS | Geri Besleme Urlsi