
Bu kuru söz kalabalığı, sana dokunamadığım için. Seni kollarıma alıp uyuyabilseydim, bunca mürekkep şişede de durabilirdi. Birlikteyken gene erdemli kalabilirdik. Ama bir süre ayrı olmamız gerekiyor, gerçekte böylesi de daha iyi. Ah, kesinlike güvenebilsek geleceğe… Ama benliklerimizin büyük kesimi bir arada, bir süre bekleyerek, en kısa bir zamanda buluşmak üzere birbirimize doğru yol alıyoruz. John Thomas, Lady Jane’e iyi geceler diler, biraz boynu bükük ama gönlü umut dolu.”
Sevgililer gününde “iyi geceler öpücüğü” istedi kadın.. Hiç tanımadığı bir adamın dizelerinden hayaller çıkardı kendine, hayallerindeki kadın gülerken kendisinin ağlaması anlamsız olur diye düşündü ; gülümsedi… Bugünlerde kurduğu hiç bir cümlenin kendine ait olmadığını düşündü. Şarkılardan esintiler, filmlerden replikler , kitaplardan cümleler dolaşıyordu etrafında. Harfleri kullanmaya eli yetmeyen kadın kalktı açtı bilgisayarını, günün mana ve ehemmiyetine yaraşır bir tavırla sayfasını tamamen “O”‘na adamak iyi fikirdi.. Siyah bir fon aldı elinle, bir kaç dize iliştirdi, tuhaf göründü gözüne.. Amatörce bir Photoshop çalışmasını bırak, ucuz yollu bir HTML sayfası bile adayamadı.. İzleyen bir göz yoktu üzerinde diye belli ki… Hiç istemeye istemeye uyuttu kendini. Sabaha dair bir heyecan duymaktı beklediği ; duymadı.. Sonra uyandı.. Baktı gün taze, gün aydınlık.. Kokusunu çekti içine , ” bu parfümü seviyorum…”. Bir etek ve bir topuklu ayakkabı sesi ile teselli bulduğu günün tam da orta yerinde açtı bilgisayarını, okuduğu kitaptan bir alıntı ile başladı hislerini bir roman edasıyla anlatmaya.. Kimse anlamadı zannetti.. Gülümsedi..
Facebook'ta PaylaşFriendFeed'de Paylaş












