Perşembe 27 Mart 2008
11 yaşındaydım tanıştığımda. 11 yaşın tüm mızmızlığı ile seçmelerin yapılacağı sınıfa girmiştim. Kabul edilmemiştim. “Çok üzüldüm” diyerek sınıftan ayrıldıktan iki ders sonrasında aynı yere tekrar çağırıldım. Ben üzüldüğüm için kabul edildiğimi zannederken öğrendim ki “üzülme rolü”nde çok başarılı olabilirmişim. Çünkü beni İLK KEZ üzgün görmüş o gün öğretmenlerim. O günden sonra binlerce kez üzüldüm, ama hiç birinde o günkü kadar takdir topladığımı sanmıyorum.
O yıl, yaşdaşlarım için hazırlanmış olan bir “çocuk oyunu” oynamıştık. Adeta hayallerim yıkılmıştı o tuhaf kostümün içinde dans ederken. Beklediğim bu değildi tiyatrodan. Yaşının üzerinde yaşayan tüm çocuklar gibi bana da anlamsız geliyordu çünkü çocuk oyunları. Ama ben oynarken her yaştaki insan izlesin isterdim.
Sonraki yıllarda hayallerime daha yakın oyunlarla , daha sevdiğim rollerle onlarca kez sahneye çıktım. O yıllarda tek sevdiğim şeydi tiyatro. Provalar, son hazırlıklar… Ve sahne…. Perde ilk açıldığında kalbim bir kere gümlerdi, sonra rahat edeyim diye kesilirdi. Ta ki selam vermek için son kez çağırıldığımız ana kadar. O an dünyadaki herşeyden daha kıymetliydi. Artık 11 yaşında da değildim üstelik. Orda büyümüştüm ve bu büyük bir hazdı. Büyüyüp kocaman olduğumda ise tiyatronun tamamen dışında bir hayat sürdürürken buldum kendimi. Bu seferse hayat kocaman bir sahne oldu ve ben ne yazarsam onu oynadım… Ne zaman tiyatro lafı geçse, içim cız eder. 80lerine gelmiş eski bir oyuncunun ilk gençliğini anması gibi….
Bugün 27 Mart. Dünya Tiyatrolar Günü… Bu yıl 46. senesi kutlanıyor. Devlet Tiyatrolarında birbirinden güzel oyunlar sergileniyor bu hafta. İzmir Devlet Tiyarosunda sergilenen Kafes İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda da Savaş İkinci Perdede Çıkacak isimli iki müthiş oyunu izleyerek kendinize bir güzellik yapın..
Çocuktum, yaşamımı tiyatroya adadım: Hem sevdiğim bir işte, bir sanat kolunda çalışmak için hem de bu sanat dalının toplumun yüreğinde çiçekler açtıracağına inandığım için…Bu inanç o kadar derine kök saldı ki, yarın kıyamet kopacağını bilsem bugün ” bir tiyatro daha açarım ” diyecek ölçüde bir saplantı gibi. Yeryüzünde tiyatronun binbir derde deva olduğuna inandım bir kez. Bütün kötülüklerin, insanın insandan kopmasından, uzaklaşmasından; birbirlerinin sıcaklığını, sevgisini duyamadıklarıından doğduğuna inanç getirdim bir kez.
Artık beni bu inançtan, bu kanıdan kurtaramazdı kimse…
MUHSİN ERTUĞRUL
Çocuktum, yaşamımı tiyatroya adadım: Hem sevdiğim bir işte, bir sanat kolunda çalışmak için hem de bu sanat dalının toplumun yüreğinde çiçekler açtıracağına inandığım için…Bu inanç o kadar derine kök saldı ki, yarın kıyamet kopacağını bilsem bugün ” bir tiyatro daha açarım ” diyecek ölçüde bir saplantı gibi. Yeryüzünde tiyatronun binbir derde deva olduğuna inandım bir kez. Bütün kötülüklerin, insanın insandan kopmasından, uzaklaşmasından; birbirlerinin sıcaklığını, sevgisini duyamadıklarıından doğduğuna inanç getirdim bir kez.



