Tarihte Bugün:  3 Eylül 2005
Çarşamba Karısı

Çarşamba 3 Şubat 2010

Ortaya öylece saçılmış kelimeler. Yastık altlarından çoraplar çıkıyor, bir fırtına yalayıp geçmiş gibi tüm evi. Kapı altından gelen rüzgar eve girer girmez ayaklarımı üşütüyor. Ayaz vurmuş tüm binaya, beni bir türlü görmek bilmeyen otomatik ışığa küfrederek anahtarlarımı arıyorum çantamın olanca kalabalığında. Hayalet gibi hissettiriyor bu ışık beni görmeyerek, bazen uyku mahmuru halde işe giderken duvarların içinden de geçebileceğimi hayal ediyorum. Dirseğimde morluklar..

Salı akşamından iş bırakmayın der eskiler. Çarşamba Karısı gelir, dolaştırır birbirine her işinizi.

Salı akşamı hepten yarım bıraktım kendimi. Soğuktu ayaklarım, iki kediyi de ayaklarıma bantla yapıştıracak kadar vahşice bir plan da kurdum hatta. Hatta abartıp kapı altlarından gelen seslerden şarkılar uydurdum. Soğuk ve yalnızlık iliklerime işlesindi tüm isteğim. Çok lazımmış gibi bazen böyle kendimi bilerek mutsuz ederim. Ani gelen mutlusuzluklara iyi geliyor çünkü böylesi. Ansızın ürpermiyorum mutsuzluk duygusunu içimde hissettiğimde. Böyle anlarda da izlediğim filmlerde hep küçük bir çocuk oluyor, mutsuz, kimsesiz.. Kendimi onun yerine koyup sonlandırıyorum filmi.

Salı akşamıydı ve soğuktu. Önce elime bir kitap aldım, sıkıldım bir süre sonra. Sonra eskiden kalma bir defteri açtım, okudukça eskiye olan özlemim depreşti, yetmişlerine merdiven dayamış bir kadının yaşlı gözleriyle ayrıldım defterden de. Üç filmi yarım bıraktım, iki bardak suyu döktüm, bir kase kuru yemişi masada unutup kedilere oyuncak ettim.

Uykuya daldıktan sonra eve şöyle bir bakan Çarşamba Karısı önce rüyama çöreklendi, döktüğüm iki bardak suyu başımdan aşağı devirdi önce, tüm gece yarım bıraktığım üç filmin kahramanlarıyla boğuştum, kitap aralarından hayaletler fırladı. Salı akşamı işleri yarım bıraktığım için haddimi bildirdi. Tüm bunlar olurken iki kedi katladığım çamaşırların orta yerine yayılmış tüylerini bırakıyordu.

Sonra sabah oldu. Karmakarışık eve şöyle bir baktım, tüm siyah giysilerimde kedi tüylerini gördüm, ruh halimin tam da tersine rengarek giyinerek günaydın dedim Çarşamba gününe.. Bugün benim yazı yazma günümdü, Çarşamba Karısı sağolsun darmadağın etti yazacaklarımı da..


Paylas!
  • FriendFeed
  • Twitter
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Digg
  • del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Technorati

bu yaziyi sevdim!
Bu yazıyı 2 kişi beğendi:

*sahika, isimsiz (1)

5 Yorum Yapildi .

  1.  
    oNLy_R
    3 Şubat 2010 | 20:16
     

    Bu sefer güzel yazmışsın işte.. İçimden “bu sefer olmuş işte, yapmış, yazmış” dedim kendi kendime.. Edebiyat dünyasında bir otorite olarak sana “Yıldızlı Pekiyi”yi ahan da bu yazı itibari ile verdim. :):):)

  2.  
    3 Şubat 2010 | 21:19
     

    döverim ben o çarşamba karısını! (dövim mi?:) )

  3.  
    3 Şubat 2010 | 22:53
     

    korkarım ben ecinnilerden, bulaşmamalı :)

  4.  
    3 Şubat 2010 | 23:56
     

    Ahahah sağol be Onur :))
    Onore ettin beni.. Deli mi ne :)

  5.  
    oNLy_R
    4 Şubat 2010 | 2:07
     

    Yauvv, ciddiyim güzel olmuş. Beğendim arkadaş, sevdim ben bu yazıyı.. Sevmek suç mu? :) Benden bişiler var buralarda bir yerlerde.. Henüz tam olarak neresi bilmiyorum, kestiremiyorum, keşfedemiyorum.. Lakin hissedebiliyorum.. Bu yazıda benle paralel olan bişiler var.. Var, var, var… Buralarda bir yerlerde olmalı !!!

    Deli miyim? Hmss.. Belki? :)

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)


Merhaba,
Yorum yapmak icin isminizi ve e-posta adresinizi yazmaniz gerekiyor. E-Posta adresiniz gizli kalacak.


RSS | Geri Besleme Urlsi