Yaklaşık 10 gün süren ev kadınlığı deneyimlerimi geleceğe ışık tutması bakımından kaleme almayı görev bilirim. Bu hususta, bir takım iri kıyım ev kadınından gelecek olan terlik, sopa ve bilumum şiddet unsuru içeren nesneyi de gelecek nesillere ibret olması açısından saklamak gerektiğini düşünüyorum.
Bir ev kadını, akşam eve geldiğinizde “N’aptın bugün?” sorusuna “Pazara gittim” diye yanıt verdiğinde artık olağan karşılamayın. Uyanın! Bizzat yerinde gözlemledim ki pazara gitme eylemi yarım saat sürüyor. Ve bu süre çalışan bir kadının pazarda geçirdiği süreden hiç de farklı değil! Pazar bu neticede. Bir öksüz yurduna alışveriş yapıyorsanız onu bilemeyeceğim. Hem öyle bile olsa bu katiyen tüm güne yayılacak bir aktivite değildir. Öte yandan, “evi süpürdüm” şeklindeki bir yanıtla karşı karşıya geldiğinizde de yemeyin! Niye? Çünkü ev silme, süpürme eylemi (eviniz 8 katlı değilse) taşı çatlatsanız 45 dakikanızı alır (bu süreye karşı balkondaki ablayla geyik yapmak dahil).
Ve efendim, üzüle üzüle, içim kan ağlaya ağlaya tanık olduğum şu gerçek var ki, çalışan kadınları ve erkekleri bu uğurda boykot yapmaya çağırabilirim. Sizler işyerinde türlü türlü şeyle boğuşurken evnizde pişen o nefis böreklerden, keklerden haberiniz var mı? Olamaz tabi, çünkü hepsini diğer kadınlarla beraber mideye indiriyorlar! Bir dilim kek, bir parça börek bırakmıyorlar evde. Kalan parçaları ufak çocuklar yerlere saçıp heba ediyorlar zaten.
Kadın programlarının tatilde oluşu munasebetiyle pek de verim alamadığım bu ev kadınlığı deneyimimin şüphesiz ki en güzel tarafı alelade izlediğim bir programda karbonat denilen hadisenin kararmış gümüşlere iyi geleceğini öğrenişim oldu. Sayesinde artık takılarım, taktıklarım ve takamadıklarım olarak ikiye ayrılmıyor. Gümüşlerim ayna gibi oldular. Bu bilgiyi çoktandır bilenler ve şu an kıs kıs gülenler için geliyor sıradaki şarkı : Gezegendeki son gemiye, binip çek giit!
// 5 metre öteden tanırım Serdar Ortaç şarkılarını
Facebook'ta PaylaşFriendFeed'de Paylaş













5 Yorum Yapılmış