Çarşamba 2 Eylül 2009
Eylül sabahı denince akla sonbahar yapraklarıyla hışırdayan,hafifmeşrep bir güne uyanıldığı gelir. Pencereden bakıp sonbaharın geldiğini anlayan kadın topuklu ayakkabılarına basarak bindiği arabasında meleklerin eşlik ettiği şarkılarla yolculuğa çıkar. Bir Eylül sabahdır bu; buram buram romantizm kokar.
Yalan!
Gece üşüyüp buz kesmiş bir halde uyanan kadın pencereye baktığında beyninin hakaret sözlükleri rafından beğendiklerini havaya iletir. Önceki günden çamurlanmış ayakkablarına bakıp eksik kalan sözlükleri düşünür. Ama kelime dağarcığı bu kadarcıktır, ayakkabıya laf söylemez. Biner arabasına cızırdayan radyoya en uykusuz hali ile bakar. En net çeken yerel kanalda bulur kendini, başlar yolculuğuna.. Eylül sabahıdır bu, buram buram gerçek kokar; yaz bitmiştir!
Her sabah, her akşam masayı toplayıp çıkacağına dair karar alır ama her akşam yine unutur. Dağınıklığa merhaba demekten hiç hoşlanmaz, söylene söylene toparlar. Eziyet arıyor ya kendine, kalkar radyo açar. Öylece dalmış ekrana bakarken birden radyoda çalan şarkının sözlerine takılır. Şarkıcı deli midir nedir şöyle der şarkıda : Ne kadar güzel bir sesin var, ne söylesen masal gelir La Fontenden… !
Ah La Fonten, yaşamalıydın, görmeliydin ismine yazılan şarkıları. Bir Eylül sabahında kendisine şarkı yazıldığını farketmek kadar iliklere kadar işleyen bir duygu olabilir mi? Ruhumda açtığı derin yaralara bakarak anını tazeleyeceğim La Fonten.
Sonra aniden kendimi televizyonun o şevkatli kollarında buluyorum. Akbank reklamı bana her ihtiyacımı karşılayacağımı müjdeliyor, ne çok mutlu oluyorum… Aniden “home sweet home demeye ihtiyacım var” diyor kadın… O an dünyam duruyor! Evet ya, benim şu hayatta tek istediğim home sweet home diyebilmek. Bu ihtiyacımı karşıla Akbank..
İhtiyacım var demek istiyorum çılgıncasına! Elim telefona gidiyor, Akbank Müşteri Hizmetleri.. Ah… Öyle güzel sesin var ki sevgili müşteri temsilcisi, şu an ne anlatsan masal gelir bana la Fontenden…






Lafonten’den masal gelir konar omzuna, bakar gözlerine ürkek görür, özler kargalar peynirini söz kümelerinin ve eylül kaçar bir bakmışsın.Senin kelimelerin bir başka, sen bir başka güzelsin. Öp yanağından düşlerinin de uyusunda büyüsün.