Göçük altı

  Merush Hanım · Pazartesi 7 Kasım 2011

Kelimenin olumlu anlamıyla konuşurum ben, tam anlamı benim için umutlu tarafıdır her birinin. Binlerce umutsuz kelime yan yana gelse de zihnime umutsuzluğu aşılaması mümkün değildir. Oysa bazı anlar  ne kadar basit, ne kadar kolay karışıyorum kelimenin özüne. İçinde yer ediyor bazen her birinin, bağıra çağıra beni yanına almaya çalışan o umutsuz kadın. Tüm saflığımla yaklaşıyorum o sese, aniden içinde buluyorum kendimi ucu bucağı olmayan karanlık umutsuzluk denizinin. Kurtulmak için elimde yalnızca kelimeler oluyor, yazıya sığınıyorum. Dipsiz bir kuyunun içinde hiçbir kelimem olumlu karşılığını bulamıyor, kimse okuyamıyor satırlarımda o kuyudan çıkmak istediğimi.

Çok kolay harcıyorum bazen kelimeleri. Dilime yakışmayan sözcükler, ağzımdan duyulmayacak o umutsuz kelimeler nasıl kolay dökülüyor satırlarımdan. Cinayet işlemiş gibi hissediyorum bazen, bazı kelimeleri bir araya getirdikten sonra.

Öncesi yok yazının.

Hazırlık gerektirmez yazı, kendi bilir ne zaman geleceğini. Binlercesinden birine bahşedilen bu yeti, zaman tanımaz asla. Akla bir kelimenin düşmesi kafidir çoğu zaman. Bazı anlar ise salt yazmak zorunda hissetmendir seni yazının başına oturtan. Koca bir bina inşa edecek gibi az sonra, öyle büyük bir güçle. Çoğu zaman yazının sonunda o gücü çoğaltmış olarak bulurum kendimi.

Sonrası var yazının.

Oysa bazı zamanlar tam tersidir. Yıkılıverir o bina üzerime, kendi sözcüklerimin altında kalıveririm, göçük altında ezilir bütün umutlarım. Sonrasına dayanacak güç, çoğu zaman o yeti ile beraber gelmiyor. Yazının omzuma yüklediği dertlere direnme gücü bulamıyorum. Baş edemiyorum kelimenin yazıldıktan sonraki vurgunu ile.

Her yazının üzerinde bir dert birikintisi vardır. Kabuk tutmuş bir yara bazen de. Her yazının mutlak nedenidir bir derde merhem olmak. Derman bulacakken derde salmışsan kendini yazı sonrasında, yalan söylemişsindir yazıya. Yazının özüne aykırı bir şey yapmışsındır göçük altında kaldıysan.

Sana yalan söyledim yazıda. Bir saat yirmi dakikadır göçük altındayım bu yüzden. Kelimeye güvenmiyorum, kendimeyse hiç. Ama cebimde hala sıcaklığını hissettiğim bir dolu umut sözcüğü var. Soğumadan ikimiz, gel çıkar bizi buradan.

Sen »
« Emanet

1 Yorum

  1. e-fatih diyor ki:

    okursak sabah olur

  2. Merush Hanım diyor ki:

    okuyup da ne yapacaksin zaten, fatih.

  3. Merush Hanım diyor ki:

    ben de bir eksiklik var diyordum :)

  4. Merush Hanım diyor ki:

    iki türlüsünü de yaşıyorum ben, bazen bahşedildiğine şükrediyorum kelimelerin, bazense deli gibi arıyorum onları buluyorum sonunda. iki türlüsünde de kelimeye karşı büyük bir aşk var. öyle olunca da güvenmediğini zannedersin aşkta da hani, o hesap bir çelişki.

  5. Emre Gülsoy diyor ki:

    Okuduğum en etkileyici yazılarınızdan biri. Elinize sağlık.

Yorum Ekle