Salı 1 Ocak 2008
Hürriyet Gazetesi’nin bu yılki Yeni Yıl Eki “Günaydın Türkiye” kavramı üzerine kurulmuş. Yazar, şarkıcı, gazeteci ve oyunculardan oluşan tanıdık yüzler yeni yıl dileklerini güne başlarken “Günaydın” diyerek iletiyorlar. Değişik bir bakış açısı olmuş. Okurken kendi kafamdaki günaydın kavramını düşündüm.
Günaydın bir çok insanın uyandıktan sonra kurdukları belki de ilk kelime. Bazen hiç tanımadığım bir insan olabiliyor ilk “günaydın”ımı söylediğim. Bu kelimeyi çok kullandığımı farkettim düşününce. Benim için günaydın demek güne “aydınlık ol” demekti. Güne iyi başlamak , tüm günü mutlu kılıyordu çünkü. Asık suratla koştura koştura işlerine gitmeye çalışan birisine söylediğiniz “Günaydın..” belki de tüm gününü değiştirecektir karşınızdakinin.. Nasıl ki gülmenin insan yaşamı üzerinde sonsuz bir etkisi varsa birbirine günaydın demenin de etkisi o kadar büyüktür bana göre. Birbirini sevmeyen , kendisini sevmeyen insanların çok olduğu bir toplumda inatla gülmeye ve günaydın demeye devam edenler var;biliyorum..
Günaydın demişken günebakan çiçeklerini unutmamak gerek. Kimileri kendisine “ayçiçeği” ve ya “çiğdem” dese de ben de Can Yücel gibi “günebakan” demeyi tercih edenlerdenim. Günebakan çiçeği sabahı hatırlatıyor bana, sapsarı başlarını güneşe uzatmış günebakıyorlar. Kendi aralarında kıkırdayan genç kızlar gibiler. Birazdan hepsinin birden hoşlandığı oğlan geçecek ve hep beraber yüzlerini ona çevireceklermiş gibi…
Güneş öznesidir onun, aydınlığından beslenip olgunlaştığı. Yaşama dair her şeyi öznesinden öğrenir. Ve tüm yaşamı güneşle bütünleşme çabası. Uzatır taç yapraklarını, başını uzatır yolunu aydınlatan enerji kaynağına. Her gün yeni baştan düşer yollara. Sonsuz bir sabırla izler özenin ışıltılı hattını. İzler; güzleri, beyni, yüreği güneşe odaklı… (kaynak)
Günaydın da tıpkı “Merhaba” gibi sihrli bir etkiye sahip. Belki kişisel gelişim kitapları da yazmıştır. “Deneyin..göreceksiniz”.. Bu yılın ilk yazısına günebakan çiçeklerini konu ettim. Tıpkı onlar gibi güneşe uzattım başımı tüm özlediklerimin bu yıl gerçekleşmesini bekliyorum. Günebakan çiçekleri ile dolu bir tarlada kulağımda Yeni Türkü’nün muhteşem şarkısı ile giriyorum 2008 yılına…
Çocuklardık
Parlak yıldızlardık o zaman
Ay büyülüydü, yakamoz, deniz
Ardından koştuğumuz o baharlar
Çocuklardık
Parlak yıldızlardık o zaman
Artık dönemesek de geriye
Ardından koştuğumuz o zamandır





[...] herşeyin bir gün gerçek anlamda elimin altında olması.. Çünkü onlar benim; biliyorum. Günebakan çiçekleri gibi, gökyüzüne uzatıp başımı karşıladığım 2008 bana çok şey öğreti. 2009′un [...]