Cumartesi 21 Mart 2009
Bazı günler halkın arasına karışmak istediğimde minibüs kullanıyorum. Minibüsler halkla bütünleşmek için en ideal mekanlardan biri. Mesafesi ne kadar kısa olursa olsun sinir bozuculuğundan taviz vermeyen bu minibüs seyahatlerim süresince edindiğim bazı bilgiler var. Tüm bu bilgilerimi seçim arefesinde bulunduğumuz şu günlerde hazır üzerimize vatan ve görev aşkı empoze edilmişken siz sevgili okurlarımla paylaşmayı düşündüm. Bu eserimde sizleri eğlendirirken yer yer düşündürmeyi hedefliyorum. Çünkü bugün günlerden Cumartesi!
Minibüsler renk renk yaşadığım yerde. Bugün pembe renkli bir minibüse bindim. Önceki gün ise arabayla giderken yeşil renkli bir minibüsle çarpışıyordum mesela. Bu renk mevzusu minibüslerin tek ayırdedilebilen noktaları. İki minibüs koysanız önüme arada 7 tane fark bulamam. Aradaki tek fark rengidir her zaman. Bu yazı sayesinde de aralarındaki ortak olan tüm özellikleri öğreneceksiniz. Genel kültürünüzle göz kamaştıracak ve bana binlerce kez minnet duyacaksınız. En azından öyle olmasını hayal ediyorum.
Minibüsler son derece yavaştırlar. Adeta bir kağnı üzerinde gidiyormuş hissi duyarsınız. Sanırım minibüs şöförlüğü, nostaljiye düşkün insanlar arasında yaygın bir meslek. Adım atar gibi ilerliyor ve her 50 metrede bir duruyorsunuz. Durmak istediğinizde “müsait bir yerde” “uygun yerde” gibi cümleciklerle şöförü uyarabilirsiniz. Sizi ilkinde duymayacaktır, direnin. Hiç olmadı yüksek sesle ”alooo, kaptan” dediğinizde anlayacak ve sizi şevkatle indirecektir minibüsten.
Mnibüs ücretleri her yıl bir kaç komik insanın tercihi ile belirlenir. Bu insanlar, diğer insanlara eziyet etmekte beis görmezler ve 1,15 gibi garip ücretler belirlerler. İnatla paranızın üstünü isteyiniz, zira cebinizde 0,15 kuruş bulunmadığı zamanlar onlar sizden acımadan talep etmektedirler bu miktarı. Bu uğurda 200 TL’lik banknotu bozmak istediklerine tanık olmuş bir kimseyim.
Mutlaka bir yere yetişmesi gereken yaşlı bir amca vardır minibüslerde. İnat eder ve “ben az sonra ineceğim” diyerek hep kapı dibinde durur. Genellikle aynı yerde inmişliğimiz bile olur kendileriyle. Bu sebeple binerken çok dikkatli olup tüm hazır cevaplılığınızı takınmalısınız.
Minibüslerde mutlaka perde olur. Güneşi gözünde hissetmekten hoşlanmayan şöförler kullanır bu minibüsleri. Korkum bir gün ön camı da perde ile kapatacaklarıdır.
Ve kadınlar. Dünyanın en güzel şeyi olan kadınlarımız minibüslerde de fark yaratırlar. Bir kadın asla ve asla herhangi birinin yanında oturmaz. 5 koltuklu bir minibüse sırayla 5 kadının bindiğini gözlemleyin. Her biri tek tek bir arka koltuğa oturmaktadırlar. Minibüs boşken belki mantıklı görünecek olan bu hareket, kadınlarımızın minibüs doldukça ve yanlarına erkek minibüs insanları oturdukça garipseyerek bakmaları ile yıkılmaktadır. Akıl ve fikir bir araya gelip bu kadınlara “manyak mısınız?” diye sormak istiyor lakin parfüm kokusundan yanlarına yaklaşamıyorlar, siz iletiverin bir zahmet.
Böylelikle bir genel kültür dersinin sonuna geldik. Arka taraflara ilerleyelim lütfen şimdi. Malum, arka taraflar da aynı yere gidiyor!






Çok iyi anlatmışsınız o atmosferi!
Ben her sabah akşam minibüs kullandığın için, halkın nabzını çok iyi tutuyorum diye bilirim. Bu konuda iddialıyım.
Minibüs müziklerinden, her köşeye asılmış özlü sözlere kadar bir çok şey aklımdadır mesela.
O nedenle minibüste dinlenen müziklere kızmam, bir takım duyguları anlatan minibüs yazılarıyla kafa bulmam; anlamaya çalışırım. Adamın bir derdi var ki, para verip destan gibi yazdırmış :)
ahahaha muazzam :)
minibüs şöförü bazında düşünüldüğünde Istanbul’daki minibüslerin yanında melek gibi kalıyor sizinkiler yahu :)
burada her minibüs şöförü potansiyel bir F1 pilotudur, çok iddialıyım bu tezimde. saniyeler içerisinde aşırı bir hıza ulaşabilen, koskoca körüklü otobüsleri sollayabilen, bir de karşıdan karşıya geçmek için kaldırımda bekleyen masum insanları görür görmez müşteri sanıp aniden durabilen aşmış kişiler bunlar.
herşeyden kötüsü de şu kornayla olan bağları. hayır anlamıyorum sen korna çalmazsan oradaki adamın aklına mı gelmeyecek bir yere gidecek olması. “ben Kadıköy’e gidecektim ya tüh, bak kimse korna çalmayınca akılma gelmedi” mı diyecekler? gideceği-bineceği olan durdurur biner zaten alla alla.
kızdım bak yine :)
Özlemişim cumartesi yazılarını :)
This comment was originally posted on FriendFeed
çok güzel yazmışsın canım ellerine sağlık :) meruş sen nerede yaşıyorsun? :))
This comment was originally posted on FriendFeed
Özlemişim cumartesi yazılarını :)
çok güzel yazmışsın canım ellerine sağlık :) meruş sen nerede yaşıyorsun? :))
minibüslerin rengarenk olduğu yerde tabiiikii :)
This comment was originally posted on FriendFeed
minibüslerin rengarenk olduğu yerde tabiiikii :)
yahu 0,15 bir şey mi?
2 YTL’lik yere inatla 2,25 alacağım diye uğraşıp benle laf dalaşına giren, sonra benim inadımın üstün çıktığını farkedince inadından vazgeçen,
(yolculuğun devamında anladım ki kurban bir tek ben değilim)
her binenden 0,25 fazla alabilmek için cıngar çıkartan, bir yandan da
“abi/abla allah, kitap, kuran, ekmek, musaf, trafik lambası, levye, akü, üst geçit vs… çarpsın ki biz belirlemiyoruz bu fiyatı”
diye yemin eden dolmuş/minibüs şoförü gördüm.
üstüne müşterilerden birinin çıkıp fiyat tarifesini göstererek
kaptan beyimizin söylemlerine cevaben:
“ilerdeki lambalar çarpacak merak etme” gibisinden bir şeyler söylemesi üzerine
şoförün tüm çirkefliği ve şıllıklığı ile ağız dolusu bir ton kelime(!) -evet cümle değil peşi sıra birbirinden bağımsız ve tek başına pek de anlam ifade etmeyen kelimeler- ettiği
acayip yolculuğumsu şeyler de yaşadım.
lakin şimdiye kadar gördüklerimin en acayibi olarak şu modeli seçtim: bitirim delikanlı kıvamında olan dolmuş şoförleri.
bir yandan elinde telsiz mi telefon mu ne olduğu belli olmayan bir şey, bir yandan minibüs ayaklı disko kıvamına dönmüş durumda, tüm bunların üstüne trafik keşmekeşi, ve onca karmaşanın içinde bir yandan yolcu toplama çabası, ve evet sıkı durun tüm bunlar yetmezmiş gibi bilhassa kampüs önlerinden vs. geçerken ara gazı vererek, klaksiyon desteğiyle bol bol gürültü çıkararak dikkat çekme çabası, ve kafanın yok yok pardon bel üstünde kalan bünyenin tamamının camdan dışarı çıkartılması ve bir yandan da yolculardan para tahsilinin yapılması…
bence kesin uzaylılar tebdil-i kıyafet olarak minibüs kullanıyorlar şimdilik :)
cümlelerimin düzensizliği ve karmaşıklığı ise anlatılan olayların yaşanırkenki karmaşıklığından kaynaklanmakta. aynı anda onca şeyi yapabiliyordu. gözlerimle gördüm :)