Cuma 5 Eylül 2008
Ben ki Nejat İşler’i göreyim diye Aliye’ye katlanmış bir kimseyim. Hal böyleyken Bıçak Sırtı’nın reklamlarını görüp izlememezlik edemezdim. Buna karşı duramazdım! İlk bölümü izlerken yalvarıyordum içimden “Tanrım, lütfen Aliye kadar berbat birşey olmasın” diye. Öyle olsa da izleyecektim çünkü, kendimi tanıyorum. Nejat’ı seviyorum. Netice beklediğimden güzel olunca hem Nejat’ı görebiliyor, hem de keyifle birşeyler izliyordum. Bir kaç ay bu şekilde devam ettikten sonra tam orta yerinden “pat!” diye kesiliverdi dizi! Sanatseverler bu durumu “yerinde bir hareket” olarak değerlendirse de ben Nejat İşler’i izlemekten mahrum kalan yanımı susturmak için tonlarca takla attım evde, netice bir avuç gözyaşı. (pıt pıt pıt)
Sonra bir vakitler heyecanla bekleyip sonra birden kaybettiğim Şöhret Okulu vardı. Müjdat Gezen ve onlarca tiyatrocu geçmiş günlerimi yadetmeme vesile olup bir yandan da sanat dersleri veriyordu. Araya ne girdiyse girdi ve kaybettim diziyi. O kadar aradım taradım bir daha bulamadım. Kör olası çöpçüler yayından kaldırmış olmasın?
Baktım zaten dizi izlemeyi beceremiyorum kendimi sinemaya adayayım dedim, olası tüm fırsatları değerlendirdim. Ama hiç biri “Ay perşembe olsa da şunu izlesem” şeklinde cereyan eden heyecana benzemiyordu! Rica ederim Lostttur, Prison Breaktir falan demeyin. O kadar vaktim olsa şimdiye Süpermen olurdum ben!
Bu gazla, kendimi birden Yaprak Dökümü’nün kollarında buluverdim! Ama ne buluverme! İzlediğim bölümde baba kızını trene bindiriyor ve arkasından ağlıyordu! Fonda felaket bir muzik. O an tüm gücüm evden dışarı çıkmış, bütün kimsesizliğimle sular seller gibi ağlıyor buldum kendimi. Nefessiz kalana kadar ağlarken aniden “N’aapıyorum ben?” diye sormayı başarabildim kendime. Derhal kapattım. Şimdilerde ise dizinin reklamını gördüğümde bile ağlayasım geliyor! Uzak dursun rica ederim.
Hem zaten Avrupa Yakası’ndan Hümeyra ayrılıyor diye haberler duydum. Yeminlen yıkarım ortalalığı! İfot, dön evine lütfen, beni yalnız bırakma!





ayrılmayacak ifot demeyi isterdim ama iş ciddi. para yüzünden anlaşılamamış bu nedenle de diziden ayrılmış. bu beni tatmin etmedi, muhtemelen bir dönem hümeyra kaldı ata gitti, şimdi de ata geliyor, hümeyra gidiyor. küs ya bunlar..
neyse dedikodu faslı bitti.
bu sene evde kalıp ev hanımcılığı oynamak zorunda kalan bendeniz de dizilere sarılmayı düşünüyorum.. yaprak dökümü’nün bu sezon yayınlanan ilk bölümünü izledim ama artık sıkılıyorum hep mi ağlak hep mi ağlak yarabbim..
bir de aşk-ı memnu.. onun da ilk bölümünü izledim. sonrakini de izlemeyi düşünüyorum. hayırlısı bakalım nasıl devam edecek.
aşk-ı memnu’yu dene.. ağlamazsın sanki :)
ask-i mennu’yi izlesem mi diye düsünüyorum ben de birinci bölümün sonunda….kizin saclarinin rüzgarda dalgalanisi izle diyor ama daha netlestiremedim..
İfot’un ayrılacak olmasına çok üzüldüm. hem Ata Demirel neden geliyor ki, dizi göstermedi mi onsuz da süper olabildiklerini? Neyse, bu acıya da katlanabilirim sanırım.
Aşk- ı Memnu Uşaklıgilin’in eseri olan mı? Güzel olabilir sanıyorum.
Yaprak Dökümü ile başlayan bu furya nereye kadar gidecek merak ediyorum. Dudaktan Kalbe de görüyorum aradalarda. Bir ara ağa dizisi modaydı, şimdi nerden Türk Edebiyatı’nı hatırladık, hayret.
Elveda Rumeli izleyeyim ben bu sene sadece, evet.
yol arkadaşım da fena değil. ikinci sezonunda ama..
çağan ırmak eli değmiş malum..
aşk ı memnu denemeli..