Çok uzun zaman değildi oysa, aynadaki yüzlere gülümsemeden geçen gün sayısı artmamıştı henüz. Işıl ışıl dans ediyordu yıldızlar gökte. Sıkıntılar birer birer belirmeye başlamamıştı henüz, tüm hayatı alt üst edecek güçleri yoktu. Günler bir birinin aynısı olarak ilerliyordu, ne artı ne eksi idi hissiyatlar. Bir kabulleniş vardı, yalnızlığa selam olsundu. Göz kırpardık geceleri yalnızlığımıza.
Sonra sen geldin. Şarkıdaki gibi ; “Leyla yeniden can buldu bak sayende..”
Sonra dünya değişti, adımlar sıklaştı, gülücükler anlam buldu, yaralar açıldı belki, ama ruhsuzluktan iyiydi. Kalbimin aynası olduğuna tanık oldukça her geçen gün yeniden hayat buldu “Leyla”. Yeniden anlam buldu hep o kurguyla döşenmiş yazılar. İçinde özlem geçen, içinde sevda geçen her satıra tek tek ismini yazdırdın alnıma kondurduğun öpücükle.
Değişmedin kalbimde. Mucizemdin. Sonuna geldi sonra verdiğin “kum saati”. Gidişler, gitmeye hevesler başladı. Özlemler değişti. Kokusuna hasret uyunan geceler yerini sesine bile özleme bıraktı. Daha çok türkü dinlendi o gecelerde, daha çok gözyaşı serildi gittiğin yollara.
Kalbime söz geçiremedim. Durduramadım gözyaşımı. Gücümü yerle bir etti yokluğun. Başa döndüğümüzü kabul ettik “yalnızlığımla”. Ayna şekil buldu yüzümde, ne artı ne ekside olan günlere hasret kaldık.
Yalnızlığım ve ben.. İkimiz de biliyorduk bu seferkinin o çok eskide kalan huzurlu yalnızlık olmadığını.
İkimiz de görüyorduk ortada bir “ikilik” varsa onun sen ve ben olmadığımızı..
Yalnızlık kaleme sardırır, yokluğunda çok yazarım, sen bilmezsin. “kurgu” zannedersin hepsini. Senden önce olduğu gibi..
“Verdiğin söz hükümsüz
Geçmedi gönül senden
Ettiğim aha inanma
Sana hiçbir kötülük gelmez benden”