Öksürük

-Mahalle davulcumuz kendini bir rock grubunun bateristi zannediyor. Ama sanırım mahallecek rock sevmiyoruz.-

Biz çalışanların nazarında sıkıntıdan patlamak için icad edilmiÅŸ bir Cumartesi günü, ve yan gelip yatmak için yapılmış bir de Pazar günü vardır. Her Cumartesi sabahı olduÄŸu gibi bu Cumartesi de çalar saatim “çaldığında” kafamdan geçen cümlecikler “pazar bugün, yat” ile “olur mu cumartesi,kalk” idi. Galip gelen cumartesi olduÄŸunu savunan yanım olunca çantama öksürüğümü alıp iÅŸe gittim. Tüm günü saniye başı öksürerek geçirdikten sonra pazar günü geldi. Pazar gününün geliÅŸini seviyorum. hasta olmadığım zamanlarda koÅŸtura koÅŸtura evin içinde biÅŸeyler yapan ben hasta oluÅŸumu bahane edip yan gelip yatıyorum. elimde battaniye o koltuk senin bu koltuk benim geziyoruz salya,sümük ve öksürükle beraber.

Öksürürken dilini çıkarır mı başka insanlar da?

O kadar çok öksürdüm ki bu konu hakkında kritikler bile yaptım. Öksürme eylemi  bilim kitaplarına  ”akciÄŸerlerin dışarıdan gelen kimyasal, mekanik ya da ısı farklılığı oluÅŸturan etkenlere karşı geliÅŸtirdiÄŸi bir refleks” olarak girmiÅŸ. Bunun çeÅŸitli ÅŸekilleri de varmış :

Öksürük şekli, sıklığı, gelişimi sıkı takip edilmelidir. Eğer kişi hafif  halsizlik ve kuru öksürükten şikayet ediyorsa, bu bize basit üst solunum yolu enfeksiyonunu hatırlatır. Öksürük balgamlı ve sık oluyorsa, buna ateş ekleniyorsa zatürreenin habercisi olabilir. Öksürdükten sonra dışarıya çıkartılan sekresyonun rengi hastalık değerlendirmede doktor kadar hasta ve yakını için de önemlidir.

Buraya kadar anladım. Ölmeyeceğim öksürüyorum diye. Ama merak ettiğim sorunun yanıtını henüz hiç bir yerde okuyamadım. Öksürürken dil çıkarmak da neyin nesidir? Dilim dışarıda öksürürken bir fotoğrafımı koymak isterdim buraya bilime hizmet etmek adına. Şimdi davetli olduğum iftar sofrasına gitmek için hazırlanmalıyım. İftar menüsünde saniye başı gelen bir öksürük olduğunu öğrenince bakalım mutlu olacaklar mı ev sahipleri (kıs kıs)?

Evet bu hastalık hali de geçecek ve ben sağlıkla kırlarda bayırlarda koşturmaya kaldığım yerden devam edeceğim (türk filmi mode on).

———
Utanmadan not : Yukarıdaki bonus tokmağını paint ile kırptım. Bu vesile ile onun resmini hiç bir internet sitesine koymayan Garanti Bankası’nı men ederim. O’nu çok seviyorum ben,herkes sevsin.
  

Basın Bülteni

img00286

Åžu anda görmekte olduÄŸunuz -pardon yanlış oldu, daha evvel kullanmakta olduÄŸunuz- meruÅŸkom sistemini bir baÅŸka domain altında sürdürme kararı aldım.  Bu domain sizlere yine bu sayfa aracılığı ile bildirilecektir.

 

Yeni sisteme tüm üyeler aktarılacak. Üyeler -ÅŸayet isterlerse- kendi yazılarını yeni sistemdeki alanlarına ekleyebilecekler.  Üyelere e-posta ile bildirim de yapılacaktır.

 

Bu baÄŸlamda ben de subdomainlerde ( blog.merush.com ) sürünmek yerine  kendi domainim altında atlarımla istediÄŸim gibi koÅŸturacağım.

 

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Pazar Yazısı

ÜTÜ
Kafa ütülemekten vakit bulduÄŸum zamanlarda pantolonlarımı ütülüyorum. Havanın serinlemesinden mütevellit hergüne bir pantolon aktivitemizin en kötü ayağı pantolonları ütülemek şüphesiz. Ütü ile hiç bir biçimde haşır neÅŸir olamayan ben, güzelim pantolonları elimde öyle ÅŸekle sokuyorum ki ipten aldığımda giysem daha güzel duracak üzerimde. Halbuki o kadar da hevesleniyorum her yeni pantolon aldığımda “bu seferkinin önden çizgisini asla kaybetmeyeceÄŸim” diye. Ama gün geliyor, pantolonun üzerine yemek olsun çay olsun türlü türlü ÅŸey döküyor ve yıkamak zorunda kalıyorum ve iÅŸler deÄŸiÅŸiyor. Evet yıkamak zorunda kalıyorum! Bana kalsa aldığım pantolonlardan hevesim geçene kadar yıkamayacağım onları, ütüsü aldığım gibi kaldığı sürece giymeliyim. Herneyse, yıkıyorum pantolonu, alıyorum ipten ve ütülüyorum. Ortada çizgisi olmayan ama heryerinden ütü izi fışkıran bir pantolonla ertesi gün iÅŸe gidiyorum.

Soru 1 : Üstteki Paragrafta kaç kere “pantolon” kelimesi geçmiÅŸtir?

DİZİLER
Sezon paldır küldür açılmış benim haberim yok bir tek! Bir sürü dizi çekilmiş yine ülkemde, hiç boş durmuyoruz mübarek. Bir dizi sevdim o da yayından kaldırıldı. İsmini bile unuttum, şarkıcı okulu gibi bişeydi, güzeldi ama. Aliye izledim Nejat İşler uğruna, o da şimdi Bıçak Sırtı diye bir dizide oynuyormuş. Nejat Gözenizamaİşler  güzel adam, onu izlerim. Menekşe ile Halil varmış,sürekli reklamlarını gördüm, izlemiş kadar oldum. Dünya güzeli seçilen bir adamı niye ben hiç beğenmedim hayret, ben erkekten anlamıyorum demektir bu da, konuyla ilgisi yok tabi bunun. Ben bu satırları yazarken yine bir dünya güzeli kız Azra Akın bir dizide rol kesiyor. Bu kadın da güzel değil mesela. Dünya Güzelliği Müessesesi ile zıt kutupların ayıcıklarıyız demek ki. Sonra yine reklamını gördüğüm Elveda Rumeli var, izlemek nasip olamadı, kendilerini reklamlarından takip etmeyi planlıyorum. Bir de Annem dizisi var, adam milletveliki 16 yıl kızından bihaber yaşamış, bunu da Pazar tekrarından öğrendim. Doktorlar varmış, herkes anlatıyor izlemedim onu ben. İzlemem de. Binbir Gece tuhaflığına yer vermezsem olmaz bu paragrafta. Gerzek bir dizi. Ne anlatıyor, neden izliyor insanlar araştırmak gerek. İzlediğim tek dizi demek ki Hatırla Sevgili. Yeri gelmişken çok canımın sıkılığı anlarda, gerek ev gerek ofiste olsun YouTube search kutusuna Hatırla Sevgili yazarak bölümleri izlediğimi itiraf edeyim.

Soru 2: Yukarıdaki paragrafta kaç diziden bahsedilmiştir?

Bu pazarı uğurlama etkinlikleri

  • Bıcı Bıcı.
  • Hafızamda “orta yerinde uyuyakladığım film” olarak kalan Ratatuy gösterimi.
  • Tumba Yatak.

Ratatouille

Tam orta yerinde -gözlükle- uyuyakalmasaydım ÅŸayet, kendisini en sevdiÄŸim animasyon filmim ilan edecektim. Neyse, bir dahaki seansa…  

Yalın İnsanları

Dün yorum akınına uğramış buldum bloğumu. Aylardır kimsenin uğramadığı blog birden Yalın Fan Club oluvermiş!

Taa Nisan ayında sıkılmış bir cumartesi günümde radyodan gelen melodi üzerine bir yazı yazmıştım. Radyoda Yalın çalıyordu o sırada. Sevmem Yalın’ı ben. Mecbur kalmadıkça dinlemem. Ama Anti Yalın Fan oluÅŸturacak denli bir garezim de yoktu kendisine. Kendisi onu sevmemem hakkında ne düşünür bilmem ama pek sevgili hayran kitlesi tarafından kötü kadın ilan edilmiÅŸ durumdayım. Bu sebepledir ki sana olan sevgimi yeniden gözden geçirdim Yalın. Evet seni sevmiyorum ÅŸekerim.

Yalın’ı sevmiyorum diye yemediÄŸim hakaret kalmadı, dozunu kaçırmamış arkadaÅŸların yorumlarını ÅŸuradan görebilirsiniz efendim :

 Şimdi Senden Vaz Mı Geçmeli?

Pörfekt!

Bir süre önce Ceviz.nette meydana gelen sorunlardan dolayı sekteye uğramış olan bilişim sektörü yepyeni bir yapılanmayla geri dönüyor. Alanlarında gerçekten fikirlerine ihtiyaç duyacağımız kişiler sessiz sedasız yepyeni bir oluşumla karşımıza çıktılar. 

PerfectGate.Net! 

Not: PerfectGate’nin bir önceki yazımda sinyallerini vermiÅŸ olduÄŸum oluÅŸumla ilgisi yoktur. Onu hala merak edebilirsiniz!

Acaba Nedir Nedir?

Linkli Yazı

Bugün Cumartesi!  Geleneksel Cumartesi yazımı bugün Merush.com için yazdım. Şuradan okuyabilirsiniz.

Ayrıca MeruÅŸkom’u ele geçirme planımın ilk ayağı için bakınız , İnsan Diyeti . Merush Hanım’ın yeni cumhurbaÅŸkanımız hakkındaki görüşleri için de EleÅŸtirel’e baÄŸlanabilirsiniz.

Böyle yazınca pek hoÅŸ oldu doÄŸrusu.  Åžarkıcı sitelerindeki duyuru bölümüne benzedi , pek klas. Umarım aramızda “link körleri” yoktur.

Ezginin Günlüğü - Çeyrek

Cumartesi günleri hep bir hengame içinde geçer oldu.  Cumartesi sabahları uyanır uyanmaz "bugünü hangi albümle anlamlandırmalıyım?" diye düÅŸünürüm.  Bugün - son bir haftadır olduÄŸu gibi- Ezginin GünlüÄŸü’ne yer verdim.

Ezginin GünlüÄŸü 25. sanat yılına girerken "sanatçı" arkadaÅŸları tarafından hazırlanan 25 ÅŸarkılık özel bir albüm çıkartıldı.  Albümde Ezginin GünlüÄŸü’nün 25 güzel ÅŸarkısı 25 ayrı kiÅŸi tarafından seslendirilmiÅŸ. İsmi de "ÇEYREK" .. Çeyrek asırlık bir sanat hayatı..

Benim Ezginin GünlüÄŸü ile tanışmam da epey eskilere dayanıyor aslında. 1985 de çıkan Seni DüÅŸünmek isimli albümün açılış ÅŸarkısı olan "Gelmiyorsun" ( Çeyrek albümünde Candan Erçetin tarafından seslendirilmiÅŸ) benim çocukluÄŸuma dair hatırladığım melodilerden biridir.  O zamanlar çok küçükken 1996 yapımı "Ebruli" tam olarak ilk gençliÄŸime ( bu kelimeyi de kullandım ya, bravo bana) denk geliyor.

Ben kuÅŸlardan da küçüktüm, bir gece vaktiydi…

{more}

Dünyanın en güzel sesli kadınlarından Sebahat Akkiraz o kadar güzel söylemiÅŸ ki "Gemi"yi… Belki de Ezginin GünlüÄŸünden daha güzel.  Gemi’yi dinlerken çok ÅŸey düÅŸündüm bugün, Gemi’yi dinlerken çok özledim diye düÅŸündüm.  Gemilere bakıp çok ÅŸey düÅŸünürdüm küçükken de.. Gemiler hep sanki hasret kokardı. İnsanları birbirinden ayırandı gemiler bence. Gemiye binip gözden kaybolurdu özlenenler. Deniz yutardı onları, giderlerdi..

Kime sorsam dönüÅŸüm yok, nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr, her yanım tuz, deliyim

Ve Levent Yüksel… Sesiyle her ÅŸeyi baÅŸarabilen adam..  Selluka’yı söylerken içimdeki tüm duyguları yerinden oynatan adam..  BaÅŸka söze gerek bırakmayan bir ÅŸarkı.. Yazıyı yarıda kestiren, 3 kere üst üste dinlenen ÅŸarkı..

Sen sen sen aÅŸkı bilsen, baÅŸka bir dünyaya girsen
Sen sen sen aşkı bulsan, selluka gibi sarılsan

Bir tek Sezen Aksu’yu beÄŸenmedim sanırım. Sezene gitmemiÅŸ 1980… Sigaranın dumanına sardırdan daha naif bir ses olabilirdi.. Elbette ki gönlümüzün kraliçesi Sezen..

Ezginin GünlüÄŸü’nün son albümü "Dargın mıyız?" çıktığından beri her gün dinlediÄŸim "Yan Kalbim"i albümde bulamamış olmanın derin hüznüne gark olmuÅŸken sözlerimi çok eskilerden "Bahçedeki Sandal" ile bitiriyorum. Dünyanın en güzel melodilerinden.. Bana 2005 Eylülünde cümleler kurduran sandal… 

Albümü çok beÄŸenmekle beraber içinde Ezginin GünlüÄŸü’nden de ÅŸarkı dinleseydik iyi olurdu diye düÅŸünüyorum. Hatta yakın zamanda yeni bir albümle karşımıza çıksınlar. 

İnsan Diyeti

Geçen haftanın bir çok dergisinde, bir çok gazatede , bir çok internet sitesinde "İnsan Diyeti"nden bahsedildi. Peki neydi İnsan Diyeti?

"Yirminci yüzyılın en çok tartışılan yazarlarından Ayn Rand, ‘BencilliÄŸin Erdemi’ (The Virtue of Selfishness) teorisinde, bencilliÄŸin ahlak dışı bir ÅŸey olduÄŸunu reddediyor ve kiÅŸinin kendi hayatının ve mutluluÄŸunun en büyük deÄŸer olduÄŸunu söylüyor. Rand’a göre, en önemli ahlaki deÄŸer, insanın kendi iyiliÄŸi. "

Elbetteki bu diyet "insan yiyerek" yapılan bir zayıflama diyeti deÄŸil.  İşin öÄŸreti kısmında "SevmediÄŸiniz insanlardan uzak durun" felsefesi yatıyor.  "Hayatımın her yerinde olan bu insanlardan kurtulmanın yolları nelerdir?" diye soracak olursanız  Ayn Rand bir yanda Erol Evgin bir yanda sizi alacaklar karşılarına ve anlatmaya baÅŸlayacaklar. 

 {more}

Erol Evgin  , bu felsefeye isim babalığı etmiÅŸ. Yavrusunu kucağına almasına sebep olansa bir müÅŸterisi! MüÅŸteriler.. Ah.. Siz yok musunuz, meÄŸer ben yıllardır hiç ders çıkaramıyormuÅŸum müÅŸterilerimin yaptıkları "gerzeklikler"den. Halbuki yazsam yazsam roman olurmuÅŸ, o da olmazsa felsefe olurmuÅŸ.

Hayatınızda size zorluk çıkaran bu insanlardan uzak durun! Tıpkı size zararı dokunan yiyeceklerden uzak durabildiÄŸiniz gibi.

Sorayım o halde,
Para kazanmak maksadıyla bir iÅŸte çalışıyoruz, patronumuz, evet evet o deli bizi hergün deli ediyor, üstüne üstlük iÅŸyerindeki diÄŸer çalışanlar da cabası! Herkes birlik olmuÅŸ bizi deli etmeye uÄŸraşıyor. Kalkmış Erol Evgin  bize "uzak durun bu insanlardan!" diyor. Nasıl uzak duralım Erol Bey? Peki Doktor Erol Bey, sizin görüÅŸünüz nedir konuyla ilgili olarak?

İş insanlardan uzak kalarak bunu saÄŸlamak deÄŸildir. UzaklaÅŸarak sadece "yalnızlığı" seçersiniz. Olayın özü insanların içinde iken huzura ermek ise bu konu baÅŸka. En baÅŸta özenli olacaksınız, iki kere düÅŸünüp öyle laf anlatacaksınız. DiÅŸlerinizin saÄŸlam olması önerilir, sıklıkla fırçalayacak özen göstereceksiniz diÅŸlerinize ki sıktıkça sorun çıkarmasın.  Alın size insan diyeti.

Sonrasında da çok düÅŸünmeyeceksiniz, herkesin her dediÄŸini ciddiye almayacaksınız. Misal Erol Evgin’i canınız sadece dingin bir akÅŸam geçirmek istediÄŸinde dinleyeceksiniz,  insan diyeti anlatırken deÄŸil "iÅŸte öyle bir ÅŸey…."i söylerken….  Bakın, huzur da geldi oturdu yanınıza..

Boşverin diyeti, can boğazdan gelir! Boğazlayın insanları!

Losing My Religion olmalı başlık, dimi?

Çalar saatimin “Losing My Religion” ile beni uyandırmaya baÅŸlamasıyla bir kaç gündür yataktan keyifle çıkıyorum.  Bu yöntemi en son üniversitedeyken yapardım, kalkar kalmaz açardım bu ÅŸarkıyı tüm bina uyanırdı benimle beraber. Artık keyif mi alırlardı bundan küfür mü yerdim her sabah bilmiyorum. BildiÄŸim benim o günlerde keyifle uyandığımdı. Keyif yanıbaşımda benimle beraber uyanırdı o günlerde. Geçen gece düşündüm ve bunu harekete geçtim. Sabahın körü denen vakitte uyandığımdan her sabah aynaya sinirle bakmaktan yorulmuÅŸtum. Dedim ki keyif eksik bu dizide. hemen çağırdım kendisini, gerekli anlaÅŸmaları imzaladık. Bu kış sezonunu “Losing My Religion” eÅŸliÄŸinde beraber geçireceÄŸiz.  HuysuzluÄŸun arttığı soÄŸuk kış günlerine deva olması dileklerimizle..

 

7087 Sokak

Ben küçükken sokağımızın adı 7087 Sokak idi. 7086 Sokak ile 7087 Sokak ın öpüÅŸtüÄŸü noktadaydı evimiz. ( + gibi düÅŸün sevgili okuyan, yorma beni) Ama evin kapısı 7087ye baktığı için kendimizi 7087 Sokaklı sayıyorduk biz.  Hatta o yıllar milliyetçilik biz çocuklar arasında öyle yayılmıştı ki yan evde oturan çocuÄŸa “git kendi sokağında oyna, burası 7087 sokak, sen 7086 sokak çocuÄŸusun!” diye giriÅŸirdim. Tabiki bunu dedikten sonra 7086 sokak hudutlarına girdiÄŸimde oradan aynı gerekçeyle kovulurdum. Dolayısıyla yan evimdeki çocuklarla “çocukluk arkadaşı” olamadım.

Öte yandan annem 1940lardan kalma olduÄŸunu zannediyor olsa gerek o yıllarda pek deÄŸiÅŸik bir kadındı. Buna neden olarak 4 tane cırcır böceÄŸi gibi kızın etrafta koÅŸuÅŸturması tabiki gösterilebilir hele ki en büyüÄŸü 5 en küçüÄŸü 1 yaşındaysa ! Kadıncağız bundan mütevellit o yaÅŸlarını 80 yaşındaki teyzeler gibi geçirmiÅŸtir. O günlerin üzerinden 20 sene geçmiÅŸ ve annem giderek 20lerindeki genç kız edasını ancak kazanmıştır. Neyse konumuza dönelim (konumuz mu vardı ki). Evet evet 7087 Sokak. Annem o yıllarda bizi son derece eÄŸlenceli anlara sevk eden tuhaflıklarına bir yenisini eklemeden günü bitirmezdi. Bir gün elinde yemek kepçesiyle kapıda karşıladı beni. “Hangi sokaklardasın sen yaramaz! Seni arıyorum sabahtan beri!” Bense 4 yaşımın tüm zeka belirtilerini fazlasıyla taşımış olduÄŸumdan anında cevabı yapıştırmıştım. “7087 Sokakta anne!” Bu diyaloÄŸumuzun sonraki seneler boyunca her aile toplaÅŸmasında dillendirileceÄŸini bilmeyerek yataÄŸa yollanmıştım annemin tuhaf tuhaf bakışları eÅŸliÄŸinde.

7087 Sokak demek bütün dünya demekti benim için. Daha “yedi bin seksen yedi” diyemeyen yaşımda olduÄŸum düÅŸünülürse bu benim için çok büyük geliÅŸmeydi. 7087 Sokak güvenliydi, 7087 Sokak kızları 7086 Sokak oÄŸlanlarını dövebiliyordu! Annem sokaÄŸa çıkmama deÄŸil 7087 Sokak a çıkmama izin veriyordu. Ne güzeldi.

7087 ‘ye sonraki uzun seneler “yetmiÅŸ seksenyedi” dediÄŸimi ya da 4 rakamlı sayıları hep ikiÅŸer ikiÅŸer söylemeyi bıraktığımda 20li yaÅŸlarıma gelmiÅŸ olduÄŸumu itiraf etmeme gerek var mı ? Bence yok, bir yazıda bir tane küçüklük anısı yeter.

Kavga Etmez Sever Beni

Edit Büdüt: AÅŸağıdaki satırlarda herhangi bir olay betimlemesi yoktur. Kendi çapımda öykü yazmaya çalıştım. İyilik meleÄŸinden kastım “içimdeki iyi kalpli cici kız” iken, yaptığı kaza tamamen uydurmasyon ( bu ne demekse) olup, cüzdanımda açtığı derin boÅŸluk da her manyak kadının depresyon sonrası alışveriÅŸ çılgınlığı sonrasında oluÅŸmuÅŸtur. Kaza görüp panikleyip insanı yazı yazdığına piÅŸman eden sevgili dostlarıma selam ederim.  

—–

İyilik meleği , dün gece gezmesinden gelirken aşırı alkolün etkisiyle virajı alamayıp arabayı hurdaya dönüştürmüş. Haber, sabah saatlerinde gözlerimde bir damla yaş akması suretiyle tarafıma ulaştırıldı. Büyük yankılar uyandırmasını beklediğim bu olay bünyemde çok fazla hasara yol açmayıp, cüzdanımda uzun süre dolması mümkün görünmeyen boşluklar açtı.

Romeo, alışageldik öykülerin dışından gülümsedi bize. “Burda benim ne iÅŸim var? Ben kimim? Siz necisiniz?” sorularıyla etrafa bön bön bakarken o sırada gülme krizi içerisinde olan bizlere malzeme oluyordu. “AÅŸkımla Erir misin?” diye aptal bir ÅŸarkı öğrenmiÅŸ tekrarlayıp duruyordu.

HerÅŸeyden bağımsız bir kadın oturmuÅŸ bir köşede gözyaşı döküyordu.. Romeo çekti kılıcını , koÅŸtu gitti kadının yanına.. “Kavga etmem, severim seni” dedi. Kadından küfür yedi, öyküyü terketti.

Selam, ben meruşun yeni oyuncağıyım. Beni sevin.

Şehre Küstü

 

Zannedersem Bursa’da bir metro istasyonu ismi idi “ÅŸehre küstü”. Sadece metro istasyonu olarak görev yapmayıp bir semt de olabilir kendileri. Benim aklıma bu kelimeyi düşüren az evve mırıldandığım “bir kedim bile yok, tüm ÅŸehir bana küstü” sözleri. Mırıldanırken bunu ÅŸehrin bana deÄŸil de benim ÅŸehre küsmüş olduÄŸum aklıma geldi. Bursa’ya deÄŸil. Bursa bu yazıda sadece bir araç. kendisine küsmüşlüğüm yok, “yolgeçenhanı” olarak kullanmışlığım var yalnızca orayı. Geçip oradan küstüğüm ÅŸehre geçiyorum. Küstüğüm ÅŸehir : İzmir.

 

Karınca file küsmüş filin haberi olmamış durumu. Yok o daÄŸdı sanırım. Filin buradaki yeri ne peki? Fil denize girememiÅŸ, mayosu yokmuÅŸ. Sanırım buydu. Neyse, ben ÅŸehre küstüm. Önce ÅŸehirdeki insanlara. Åžehir beni kendinden uzaklaÅŸtırmayı baÅŸardığı için önce ÅŸehre. Sonra insanlara…  “Kedi ulaÅŸamadığı ciÄŸere murdar dermiÅŸ” ÅŸeklinde bir deyim bu paragrafı kapatmaya tek başına yeterli olabilir.

DSC04572  DSC04558

Özledim. Åžehri özledim. Åžehirdeki yüzleri özledim. Bir ses duyarım belki o ÅŸehirden bugün. Bir küçük ses dalgası.. Lay la lay laa….

BaÄŸlaç Olan “Hayırlısı Olsun”

Bugünlerde sürekli “Hayırlısı Olsun” cümlesini duyuyorum ya da kullanıyorum. Her iki lafın sonunda bu var. Nokta olarak kullanılan “öyle iÅŸte..” den farksız bir biçimde dile plesenk olmuÅŸ durumda. TDK ile itetiÅŸime geçip literatüre yeni bir baÄŸlaç eklenmesini talep edeceÄŸim. BaÄŸlaç olan “hayırlısı olsun”!

Günlerdir içimdeki “nur yüzlü teyze” sayesinde üzerimde bir şükretme, bir zamana bırakma , bir hayırlısı olsunculuk var. Belki olan biten herÅŸeyin gözyaşı dökülerek düzelmediÄŸini öğrendiÄŸim için böyle olmuÅŸtur. “Hakkımızda hayırlısı olsun” demekten baÅŸka yapacak bir çare kalmadığındandır ya da. Ya da ne bileyim.. Hayırlısı Olsun!

Dünyayı deÄŸiÅŸtirebilirsiniz evet, sahip olduÄŸunuz herÅŸeyi yücelterek ulaÅŸabilirsiniz buna. Önce sahip olduklarınız için mutlu olun ki hayat size onlar gibi daha çok ÅŸey versin..  Bir kiÅŸisel geliÅŸim kitabı sayfaları deÄŸil bunlar. Benim adım da Polyanna deÄŸil.  Tek gerçek budur ama. Huysuzluk edersen, huzursuzluÄŸu çekersin…

Öyle iÅŸte…