Tarihte Bugün:  Hayatı Sıfırlamak Gerek Bazen
Günlük C Vitamini

Yaz geldiği günden bu yana – ki ben son iki haftadır kısa kollu giyiniyorum – “yaz” olgusunu bir emir kipi olarak algıladığımdan olsa gerek direk isyankarlığıma yaraşır bir halde reddettim bu eylemi.. Her yerde yaz muhabbeti dönerken ben de bunu bana söylenmiş bir “yaz..!” olarak algılayacak denli cücük beyinli olduğumdan böyle oldu bir süre.. Kendimi çok kastım. Kasıt aradım kendimde.. Çay demlemedim kendime, vitaminlerimi attım pencereden aşağılara..

Kızdım en son kendime, hisler dedim, onlar yok olsun. Ben de onlarla beraber yok olayım.. Yok oluşların o şahaneliğine kaptıralım dedim kendilerimizi.. Kızdım ben en çok. Çok kızdım ben..

Kızarıp bozarıp öyküler anlattım kendime akşam karanlığında. Ruhuma ne iyi geliyormuş oysa benim bu tür iç çekmeler.. Kalp ağrısı unutuluyormuş.. Bir kaç isteğim olmuştu senden benim hayat, küçült beni demiştim.. yalvararak bakmıştım gözlerine

Şimdi de yapayım.. Küçült beni, portakaldaki C vitamini yap beni.. Bozulmuş bu portakal deyip atsın annem..

Çarşamba 7 Haziran 2006
 Merush Hanım |  1 YORUM |   Bu yazıyı sevdim!
renkli boyalar

rengarenkkkkk

Resim yapmaca… bayılıyorum boyalı kalemlere ben… Çok da canım istiyordu süper oldu bu.. Oynamak isteyen varsa işte buuuurrrdaaaaaaaaaaa.

Salı 6 Haziran 2006
 Merush Hanım |  2 YORUM |   Bu yazıyı sevdim!
Haziranda Ölmek Zor

Nazim dı.. Gözleri masmavi bir gönlü temizdi.. Hatırlamak gerekiyordu, onca işin arasında bir kaç satır kurmak gerekiyordu onun için.. O güzel gözleri baksın şimdi ufuktan.. Silinmeyecek hiç bir harfi hafızalarımızdan.. Toprağın bol olsun Nazım..

 Jean-Paul Sartre (1905-1980)

“Ben her şeyden önce onun insan olarak büyüklüğünü ve kabına sığmaz enerjisini hatırlatmak istiyorum. Onu ağır hastalığı sırasında tanımış, yaşamak ve savaşmak iradesi karşısında şaşıp kalmıştım. Ama beni asıl etkileyen onun hüzünlü ve alaycı uyanıklığı oldu. Eziyetlerden, ölümlerden kaçıp kurtulan bu adam – başkalarının yaptığı gibi – dinlenmiyordu. Biten hiçbir şey yoktu onun için. Dıştaki düşmanla savaşırken içteki dostların hatalarına karşı da kardeşçe bir savaşı sürdürüyordu. Herkesle birlikte barış uğruna, emperyalizme ve faşizme karşı savaştığı sırada bile, Moskova’da oynanan bir piyesinde, bürokrasinin tehlikelerine karşı arkadaşlarını uyarıyordu. Ne militan disiplininden geçti, ne de yazar eleştiriciliğinden. Bu çelişmeyi sonuna kadar yaşadı. Bu sürekli gerginlik, son yıllarda, mahpusluktan artakalan güçlerini de yedi bitirdi. Ama asıl bu yönüyle bugün bir örnek insan olarak kalıyor aramızda.
“Vefalı dost, yiğit militan, insan düşmanlarının amansız düşmanı, her yerde hizmet etmek ama hiçbir şeyi görmezden gelmek istemiyordu. (…)
“Durup dinlenmeden nöbet tutan bir insanın eserleri, ölümünden sonra da, sizin için aynı işi yapıyor.” (“Nâzım Hikmet’e Saygı” başlıklı yazısından.)

 

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
Bir kırmızı gül dalı, eğilmiş üstüne…

 

 

Cumartesi 3 Haziran 2006
 Merush Hanım |  1 YORUM |   Bu yazıyı sevdim!
şşştt…konuşma

Bakakalırım giden geminin ardından, 

Atamam kendimi denize, 

Dünya güzel.

Cuma 2 Haziran 2006
 Merush Hanım |  2 YORUM |   Bu yazıyı sevdim!
Böyle de derinim.

Hüzün kokulu şarkılar fonda uçuşup duruyor.. derinliklerde bir yerlerde “unuttun beni zaliiimm” hemen yanı başımda ” sigaramın dumanına sarsami saklasam senii..” kalbimde ” iki aşk arasında….” her yerden ses geliyor , gürültü hakim kulaklarıma.. duymak istediklerimi de duydum oysa…

hani -duvarlar çürütemez ruhumu-ydu, hani herseyin üstesinden gelirimli celik gibi sağlam sinirler, kol gibi irade vardiydi.. nerdeler onlar şimdi haa, “boguluyosunnn” diye bir his sürat yapiyor içimde lan benim, ne duvarı, ne çeligi..bildigin acınası bi duygu bu işte..feci gel-gitler silsilesi, ya da yaramaz bi çocuktan ödünç alınmış gibi yüreğim sankim ki..-az sonraa geçer şimdi tam demindeyim-

böylee, bi iskele de oturup ayaklarımı suya sokup, pata pata köpükler yapmak istiyorum.hepsi bu..

Çarşamba 31 Mayıs 2006
 Merush Hanım |  1 YORUM |   Bu yazıyı sevdim!