Yaz geldiği günden bu yana – ki ben son iki haftadır kısa kollu giyiniyorum – “yaz” olgusunu bir emir kipi olarak algıladığımdan olsa gerek direk isyankarlığıma yaraşır bir halde reddettim bu eylemi.. Her yerde yaz muhabbeti dönerken ben de bunu bana söylenmiş bir “yaz..!” olarak algılayacak denli cücük beyinli olduğumdan böyle oldu bir süre.. Kendimi çok kastım. Kasıt aradım kendimde.. Çay demlemedim kendime, vitaminlerimi attım pencereden aşağılara..
Kızdım en son kendime, hisler dedim, onlar yok olsun. Ben de onlarla beraber yok olayım.. Yok oluşların o şahaneliğine kaptıralım dedim kendilerimizi.. Kızdım ben en çok. Çok kızdım ben..
Kızarıp bozarıp öyküler anlattım kendime akşam karanlığında. Ruhuma ne iyi geliyormuş oysa benim bu tür iç çekmeler.. Kalp ağrısı unutuluyormuş.. Bir kaç isteğim olmuştu senden benim hayat, küçült beni demiştim.. yalvararak bakmıştım gözlerine
Şimdi de yapayım.. Küçült beni, portakaldaki C vitamini yap beni.. Bozulmuş bu portakal deyip atsın annem..
Merush Hanım
|






