Salı 4 Mart 2008
İki adam, iki müzisyen.. Derya Köroğlu ve Mete Özgencil bu Pazar gününe sesleri ve müzikleriyle eşlik ettiler. Gönül, kendilerini sadece pazar günlerine sıkıştırmaktan yana olmasa da onları özel yapanın bu olduğunu düşünüp bunla yetiniyorum. Bu iki adamı çok uzun senelerden beri severim.
Derya Köroğlu’yu küçükken İlhan Şeşen ile karıştırıyor oluşum ile değerlendirmemeliyiz müzik kültürümü. Şüphesiz ki bunun altında o yıllarda Grup Gündoğarken ve Yeni Türkü furyası esiyor oluşu yatıyor. O yıllarda Derya Köroğlu o kocaman saçlarıyla hayatımda duyduğum en güzel şarkıları söylüyordu. “Sakın çıkma o patika yollara, ovalara…” TELLİ TELLİ hala her duyduğumda bende İZMİR KÖRFEZİ ve o meşhur KOKUSUnu hatırlatır. O yolculuk boyunca dinlenilen bir şarkıydı sanki. Sonra tabi Günebakan, Başka Türkü Bişey, Göç , Resim, Destina… Pazarıma fon müziği olansa Derya Köroğlu’nun Yeni Türkü’den bağımsız olarak çıkardığı New Age tarzındaki Musikarium albümüdür. Bir yol albümüdür, harika bir tad bırakır..
Mete Özgencil ise Candan Erçetin’in söylediği şarkılarıyla hayatımıza sızmış gibi görünse de bunun çok çok ötesinde bir müzisyen. Kendisini bir dönem Umay Umay’ın klibinde görmüşlüğümüz de vardır. Beni , kendisi hakkında bu kadar söz sözlemeye istense ill ve tek albümü OLMALI ‘ya ismini bağışlamış olan o müthiş şarkı. Senelerdir her türlü iç sıkıntımda aynı etkiyi göstermeyi başarmıştır.
Yaşanır ağır ağır büyük aşklar tomar tomar gelir üstüme birikir
Yetişir ağır ağır çocuklar da kendini tanır sonra hemen unutur
Olmalı
Eğer ipler senin elindeyse hemen çek göster
Göster bana na kadar çelimsiz ve sevimsiz olduğumu





ben de al pacino ile robert de niro’yu karıştırırdım küçükken. ismen sadece. hey gidi hey.