Al Pacino’nun Kadın Kokusu filmindeki sahne ile artan bir Tango hayranlığım var. Dansındaki tutku , müziklerindeki ÅŸehvet ile Tango baÅŸlıbaşına bir güzellik. İlk olarak Arjantin’in ara sokaklarında doÄŸmuÅŸ, ayıplanmış, hor görülmüş. Sonraki zamanlarda Buenos Aires’e uzanmış, oradan da tüm dünyaya..  Şimdilerde binlerce insan “Milonga” gecelerinde tango yapıyor.
Sadece dansı ile deÄŸil müzikleri ile de beni büyülemeyi baÅŸarıyor tango. Uzun seneler yaÅŸamışım ve gençliÄŸimi düşünüyormuÅŸum hissine kapılıveriyorum. Sanki kapı çalacak torunuma yakalanacağım tango dinlerken. “Vaay babaane sen neymiÅŸ gençliÄŸinde” diyecek bana. Burun kıvıracak dinlediklerime. Oysa ben doÄŸum günlerimde hala büyüyorum, bırak yaÅŸlanmayı…
Bolca tango dinledim bugün , çoÄŸunlukla bizden. Seyyide Poroy, Zehra Eren, Celal İnce ve tabi ki Zeki Müren. İnceliÄŸiyle göz kamaÅŸtıran bir dans tango, müzikleri ruhu incelten.. Küçükkken tango ile kantoyu birbirine karıştıran bir çocuk olduÄŸumu düşündüm sonra. Büyüdükçe içimdeki kadınlığı, inceliÄŸi farkettiÄŸimi anladım sonra. Uzun seneler sonra içimdeki bu sevgiyi dile getirmek istiyorum. Bir Milonga gecesinde beyazlamış saçları ile hala 20lerinde bir delikanlı olarak göreceÄŸim sevdiÄŸim adamla… AÅŸkla… Â
Facebook'ta PaylaÅŸFriendFeed'de PaylaÅŸ












