Cumartesi 31 Mayıs 2008
“Tutkunun Romanı”, içinin ateşiyle yeryüzünü tutuşturmaya hazır, acıyı ve sevinci, korkuyu ve öfkeyi, dostlukları ve ihaneti, aşkı ve nefreti kendi özel bahçesinde yeşerten; güçlüklere, engellere, baskılara meydan okuyarak savaşmaktan yılmayan; yeryüzü uçurumlarını sınayan Leyla Gencer’in, “La Vida Turca”nın romanıdır.
Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Leyla Gencer’in anısına, 1992′de yayımlanmış bir Zeynep Oral kitabı olan Tutkunun Romanı’nı aradım evin içinde. Bulduğumda sonsuz bir heyecan duydum. Yeni kaybettiğimiz bir yazarın kitabını elime aldığımda hep tuhaf olurum zaten.Yeni kaybettiğimiz Leyla Gencer’i anlatan bu kitabı okurken de aynı hisleri yaşadım. Ancak bu çok özel bir histir; öyle her kitapta etki göstermeyen.Bu kitapta gösterdi. Uçurumun kıyısından havaya atılmak isteyen bir kızın bir romanı.Tutkusuyla ve sesiyle uçuruma daha çok yakınlaşan bir kadındı. Varlığını adadığı şarkı söylemek onun için bir tutkuydu. Bu tutkuydu onu ülkeden ülkeye savuran.
Anısını tazeledikten hemen sonra geç kalmış bir “uğurlar olsun” gönderiyorum Leyla Gencer’e. Ve de sonsuz bir teşekkür. Bu teşekkürün en güzelini Zeynep Oral’ın satılarıyla gönderiyorum, tüm kadınlar adına.
Sonsuz bir inançla, inatla, hırsla ve aşkla tutkunuzun peşinden koştuğunuz için…
Kendinizle yarışarak, kendinizi aşarak, kendinizi eleştirerek, zayıflıklarınızı bilerek, yetkinliğe ulaşma çabanızla yeryüzü uçurumlarını sınadığınız için…İçinizin ateşiyle yeryüzünü tutuşturmaya hazır olduğunuz için…
Yeryüzünü değilse de müzik dünyasını tutuşturduğunuz günlerde bile, minicik bir sesle: ” Ama benim hep sevilmeye ve şefkate ihtiyacım var” diyebildiğiniz için…Yeryüzünün harikalığına, insanoğlunun müthişliğine, beni bir kez daha inandırdığınız için teşekkür ediyorum.




