
Uzun süredir yazacak hiç bir şeyimin olmayışına “giyecek hiç ayakkabım yok kadını” edası ile üzülüyorum. Üzülmekle kalmıyor bazen kendimi konu arayışında iken yakalıyorum. Çektiğim fotoğrafların birbiri ile bir bağlantısı olmadığı gibi hiç bir yazıya esin kaynağı olacak durumları da yok. Evet bu beni üzüyor.
Sabah saatlerinde üzerime yapışmış rehavet ile bir kaç satır hissiyat dökmüştüm çok sevdiğim defterime. Ama bunların yeri ne yazık ki internet simaları değiller. “Şaşırdın mı bunalttım mıı çok afedersin, üzgünüm” Ben de hazır elim klavyeye yapışmışken içimde yer etmiş bazı şeylerden bahsedeyim :
*Sevgili Siber Çiçeğim Merush Hanım bana mail yollamış “Sorunlarım var” başlıklı… Büyümüş koca kız olmuş da mail atarmış. Ancak içerik kötü. Mutsuzum demiş, bir daha arayıp sormayacağım seni demiş. Üzüldüm. Hemen girip suladım. Ama yüzü hala asık. Benim gibi huysuz bir kız oluyor büyüdükçe… Hımmf.
*Popomundo diye bir yerden bloğuma erişim yapıldığını gördüm istatistiklere bakarken. Birisi bir resmimi kullanmış olmalı. Neyse, girip baktım ben de oraya. Şarkıcılık oyunuymuş. Bir tane şarkıcı kız yarattım kendime. Bir daha da arayıp sormadım. Gittim baktım ben giriş yapmadan bile kız otostop çekerek ordan oraya gezmiş. Annesi bikbik bişeyler diyor falan, beş parasız kalmış yollarda, sanırım bir işe sokmak gerek kızı. Şarkıcılıkta para ne gezer ki. Hıhs.
*Google hakikaten de sen bizim herşeyimizsin. Seni çok seviyorum Google, hali hazırda aşık olmasam sana aşık olabilirdimde. Spam olayımı kökünden çözdü gmail sayesinde. Günde 123548 adetcik spam mail alan bir kimse olarak bu aşk ilanımı haksız bulmazsın öyle değil mi ?
*Blog blog gezerken gördüm ki herkesler birbirini sobeliyor. Kim kimin ebesi belli değil. Sevgili Fatalite beni bir yerde sobelemişti sanırım, ama onu okuduğumda çok hastaydım ben, elim gidemedi klavyeye. Onun dışında yeni olarak çantasının içini gösterme modası başlamış. Ben de baktım çantama adeta bir bavul taşıyorum. Akşama aklıma gelir ise döküp içini resmini çekeyim bari. Kendi kendimi sobeleyeyim. Şimdi çantamda şunlar var : cadılı defter (bunla ilgili de bir paragraf yazayım..),kalem, ruj, el kremi, lens kutusu, mini boy solüsyon, gözlük kutusu (içinde gözlüğüm yok nedense), cüzdan, bozuk para çantası, pen driver , şemsiye (yuh ulan,neyseki ufak), çöp (içi yenilmiş bir adet milka beyaz gofret kağıdı) , kas gevşetici hapım, toka (3 tane, lastik). Bunların hepsini hergün taşıyorum ben. Laptop çantasının içine girmeyelim sakın, mümkün değil çıkamayız biliyorum.
*Metis Yayınları’nın 2007 ajandasını aldım yılbaşına gelirken. Cadılar Ajandası Mor renkli, çok keyifli bir ajanda. Populer olacağını beklerdim de bu kadar değil. Meğer herkesin çantasında varmış. Ben onu seviyorum. Günlük minik notlar alıyorum. Fazladan bi tane daha var, hediye edecek birini bulamazsam 7yi çizer 8 yapıp seneye de kullanırım. Ehuh.
Ay tamam sustum. Zaten ;

FriendFeed'de Paylaş













4 Yorum Yapılmış