Çok küçüktüm.. Ablamın edebiyat kitaplarıyla başlamıştı yazma tutkum. O kelimeleri gördükçe, okuduklarımı anlamıyor olsam da, bir gün benim de bazı sayfalarda yazdıklarım olacaktı diye umuyordum. Belki bir çocuk görüp o da yazmaya heveslenecekti. En büyük isteğim bir gün kitaplıkların en değerli yerlerinde bulunan bir kitaba imzamı atmaktı.. Yazmak öylesine güzel bir tutkuydu ki , hiç bırakmak istemedim.
Sonra zaman aktı, okullar, oyunlar girdi araya.. Yazmak hep benimle yürüdü bu yollarda. Kocaman olup iş güç sahibi olduğumda da bırakmadı beni. Çeşitli yerlerde yazdıkça yazdım. Ne ismim önemliydi ne kişiliğim. Yazıyordum, yetiyordu bu bana..
Sonra internet.. Kocaman olmuştum, üstüne üstlük yaptığım iş de çok yakınından geçiyordu internetin.. Kendime ait bir dünyam olsun istedim. Dünyamı yarattım, bazen insanlarla paylaştım dünyamı, sonra esti rüzgar; tek başıma kalmak istedim. Neler geçtiyse başımdan, ne üzüntüler atlattıysam, ne hastalıklar, ne sevinçler, ne özlemler yaşadıysam yazı beni hiç bırakmadı.. Yazı hep vardı.. Bu bana büyük güç veriyordu..
Sonra bir gün hiç olmadık biryerinden sarsıldı yazı..
En güzel paragraftayken üzerine mürekkep döküldü yazdıklarımın.. Mürekkebin yarattığı çirkinlik önüne geçti yazdıklarımın, hepsini ezip geçti gitti insanlar, çirkinliği görüp…
Üstüne suçlandım, reklam yapmış oldum, hatta karalama kampanyaları düzenlediğim söylendi. Kimisi destek olduğunu söyledi, kimi sadece söyledi; diğer tarafa köstek olmak niyeti ile.. Zahmet buyurup bir kaç sayfa yazı okuyanlar anlayacaklardı oysa bu durumun beni ne kadar üzebileceğini, iğrendirebileceğini..
Siz, yazıma gölge düşürdünüz.. Hangi birinizi affedebilirim şimdi?
“Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk” kadar basit olsaydı bu keşke… Şimdi SİZ, şayet kazara bu sayfaya yönlendirildiyseniz LÜTFEN DAHA FAZLA BULUNMAYIN…. Daha fazla kirletmeyin yazıyı..
Yazı öyle güçlüdür ki, mürekkebin altındaki çirkinlikten sıyrılmayı bilir.. Şimdi lütfen müsade edin…
FriendFeed'de Paylaş













10 Yorum Yapılmış