Yüreğim / Yüreğin İstanbul

  Merush Hanım · Perşembe 28 Nisan 2011

-birinci mektup

Hayır, düşlere inanmıyorum.  Neden inanayım ki?! İçinde olduğum hayat yeterince gerçek. Düş mü, vakit kaybı. Hâlâ aynısın, hâlâ…

Merhaba sana da. Aslında yazayım mı diye çok düşündüm.  Sevmiyorum bu yazı çizi işlerini, hele okumaktan nefret ediyorum, vakit kaybı değil mi bunlar? Ne gereksiz! Sen çocukluğumuzda da böyleydin zaten. Defterlerin vardı, habire bir şeyler karalardın. Sahi aklıma geldi, bir gün defterin çalınmıştı, arama yapılacaktı sınıfta, sonra onu tuvalette bulmuşlardı, çok üzülmüş ve ağlamıştın. Kaçıncı sınıftaydık, dört mü? Baban sana yeni bir defter almıştı hemen. Eksiğin yerine konulmuştu tez elden.

İlk tanıştığımız günden bahsetmişsin. Evet, ben de hatırlıyorum. Koşarak sana gelmiştim. İki kuyruktu saçların ve kırmızı kurdeleler. Sonra yanındaki adamın öğretmenimiz olduğunu öğrenmiştim ilk derste. Sen öğretmen kızıydın. Ne tuhaf gelmişti bana. Birden sanki mertebe atlamıştın ama uzaklaşmıştın da benden. Evet, yakın davranmaya devam etmiştim ama sen artık başka bir dünyaya aittin. Hiç ulaşamayacağım bir dünya. Artık küçük kasaba kızını hatırlamak istemiyorum.

Küçük kasaba kızı Ömür. Ne iğreti.  İstanbul’dayım artık, evlendim, bir oğlum var. Eşim doktor, özel bir hastanede, aslında hastane bizim. Bu yüzden sorumluluklarım var. Onun konumuna uygun bir hayatın içindeyim. Bu yüzden fakülteden sonra çalışmadım zaten. Üsküdarlı kadınlarla sosyal aktivitelere katılıyorum, fakir çocuklar felan… Yapmak lazım bunları, eşim milletvekili olmayı planlıyor. Doğal olarak onun yanında olmalı, onu desteklemeliyim. Hiç vaktim kalmıyor açıkçası. Kokteyller, günler, davetler…

Özlediğini yazmışsın eski günleri, neyini özledin alla’sen? Küçük kasaba, küçük kafalar, borç harç okunan okullar, saçma kıyafetler… Eskiyi artık eskide bırak. Ne gerek var eskiye sığınıp da günü kaçırmaya? Çok dertli yazmışsın mektubunu.

Hiç sevmiyorum bu yazma işini ben. Ne yapmalı? Çok da meşgulüm. Şimdilik yazamayacağım kusura bakma.

Doğum günümü kutladığın için teşekkür ederim. Senin doğum günün mayısın kaçıydı? Hediye göndermek lazım sana. Fransa’da bir arkadaşım var, oradan bir çanta mı sipariş verseydim? Geçenlerde Paris’e gittik, orda bir kafe var, Yahya Kemal de mi oraya oturmuş, neymiş, adı bu muydu, o bile kalmadı aklımda. Duvarda fotoğrafı vardı. Arkadaşım gösterdi. Ama adamı hiç okumadım ki, nerden bileyim, ders kitaplarında mutlaka şiiri vardır ama hiç hatırlamıyorum doğrusu. Lafı çok uzattım.

Hakikaten, hiç değişmemişsin sen. Kelimelerin, yüreğin, dertlerin… Hâlâ aynısın, hâlâ…

Görüşmek üzere, elbette yeniden yazmak istersen.

Ömür

16 Yorum

  1. Fatalite diyor ki:

    İlham perinin hep yanında olması dileğiyle. Takipteyim..

  2. cancan diyor ki:

    Hâlâ aynısın, hâlâ… ( en çok bunu sevdim ben..)yıllar sonra bile aynısın. İki kuyruktu saçların ve kırmızı kurdeleler. Sonra yanındaki adamın öğretmenimiz olduğunu öğrenmiştim ilk derste. Sen öğretmen kızıydın. Ne tuhaf gelmişti bana. Birden sanki mertebe atlamıştın ama uzaklaşmıştın da benden. Evet, yakın davranmaya devam etmiştim ama sen artık başka bir dünyaya aittin. Hiç ulaşamayacağım bir dünya..

  3. Maxine diyor ki:

    cevaplanan her mektup samimiyettir ve özlemdir şahsen.çocuklukta bıraktığımız kişi büyüdüğünde bambaşka biri olabilir bu yüzden Ceylan’ın özlemine karşı Ömür’den can acıtan bir mektup düşüncesi başarılı fakat gerçekçi olmak ile düşüncesiz olmak çok farklı. Ömür sosyal statüsü sebebiyle (zorunluluk olarak birşeyleri yaptığını anlasak bile) nasıl konuşması gerektiğini bilir. haliyle doğum günün mayısın kaçıydı cümlesi vurucu fakat sana hediye almak lazım cümlesi bu etkiyi yerle bir ediyor. ve inandırıcı bir mektup olmaktan çıkıyor.. Ceylan’ın anlamlar yüklediği kişi bu kadar Erol Taş Kalpli değildir heralde -ki Erol Taş bile film sonunda yumuşar:) bekleyelim.. herşeye rağmen merak duygusu oluşturan bir kaleminiz var.tebrikler..

  4. Merush Hanım diyor ki:

    Ceylan’ın mektubu yanıtlandı, nasıl yanıt verecek acaba?

  5. Merush Hanım diyor ki:

    bir arada olmasi zor bir ikiliye benziyor, degil mi? bakalim nasil gelisecek olaylar?

  6. Merush Hanım diyor ki:

    cocukken arkadaslardi, buyuyunce degismeme garantisi mi var? kiskancligi birakip yorumlasan diyorum :)

  7. Merush Hanım diyor ki:

    hayir, kurgulanmadi Bilal. Ana hatlari belli yalnizca, yanitlara gore sekil alacak.

  8. Merush Hanım diyor ki:

    sirlar cook derin. ama su an ben de bilmiyorum nasil devam edecegini. cocuklugun safligi onlari ortak paydada bulusturur mu, gorecegiz.

  9. banu eker diyor ki:

    bu mektuplardan birkaç adet daha bulunduğunu okumuştum sizin bir feedinizde ama tam okumaya niyetlenmiştim ki feed mi kayboldu yoksa link mi açılmadı hatırlamıyorum.

  10. Merush Hanım diyor ki:

    Banu aciklama surada http://blog.merush.com/aciklama , linki hatali dustu buraya. 20ser mektup yazilacak ve son 41. mektubu biri yazacak. Benim icin de heyecan verici yazmasi da yanit beklemesi de.

  11. banu eker diyor ki:

    bakıyorum hemen. teşekkür ederim. gerçekten heyecan verici, ellerine sağlık :)

  12. Merush Hanım diyor ki:

    tesekkur ederiz, Banu :)

  13. banu eker diyor ki:

    evet evet, ikinizin de ellerine sağlık ;) merakla bekliyor olacağız :)

Yorum Ekle