Yüreğim / Yüreğin İzmir -3

  Merush Hanım · Salı 24 Mayıs 2011

-üçüncü mektup

Kalbim dedim, Ömrüm, kalbim kapı önü eşiği. Kayyuni katiplerine ne hesap vereceğimin derdindeyim, sense basit kelime oyunları ile beni sarsacağını sanıyorsun, hey! 15 senedir ben onlarca yola sapmış, onlarca acıyı sığdırmışım senin şu alay ettiğin iyilik dolu kalbime. Kalbim Ömrüm,  üç beş kelime ile sarsılamayacak denli yaralı.

Geciktim yanıtımda, af dilerim. İncir çekirdeğini dolduramayacak denli önemsiz ayrıntılar, bunlar ile seni yormak istemiyorum. Kalplerimizin aynı yöne baktığından henüz emin değilim, 15 yıl evvelinde bıraktığım Ömür’e anlatacaklarım var lakin; bu nedenledir yazmaya devam edişim. Zamanım çok az, belki bir 10 mektupluk ; şansım yaver giderse 15. Planlarım var Ömrüm, bir cennet kasabasına yerleşmek istiyorum. Kimsenin erişemeyeceği bir evim olsun, kapısında posta kutusu olmayan, adressiz. Bahçede çiçekler olsun istiyorum, severim baharı hatırlatan şeyleri.

Azab… Yalnızca bir kişiye ithaf etmek bu sıfatı haksızlık olur hayatımı alt üst eden diğer şeylere.  Ama evet, hepsinin başında bir adam… Gözleri başka, ruhu başka, sesi başka bir adam.  O’nunla başlayan Azab, yokluğu ile son bulacak. Bir gün son bulacağını umutla bekleyemiyorum ancak, bitmesini istemek zor geliyor.  Defter için çok teşekkür ederim. Kefaret gibi hiç düşünmedim, içime kötülük yerleşemez artık Ömrüm, canın sağ olsun. Mektubun ve defter bir süredir yanıbaşımda bekliyorlardı bugün ancak fırsat bulup okuyabildim ve sana yazmaya başlamadan hemen önce birkaç satır yazdım deftere, zamanım oldukça da yazacağım. Senden ricam, son mektubumda vereceğim adresten o defteri alman. Bunun çocukluğumuza bir hediye olduğunu düşün lütfen.

Saçların nasıl, Ömür? Uzun kıvırcık saçların olduğunu hayal ediyorum hep, kocaman gözlerinin önünde perçem. Saçlarını merak etmem tuhaf mı geldi? Haklısın. Biraz kendimi anlatayım diye uğraş veriyorum lakin anlatacak denli bir hayatım olmadığını fark ediyorum geriye dönüp baktığımda.  Geçen 15 yıl sanki hiç yaşanmamış.  Yaşanmadı ise nereden geldi bunca ağırlık üzerime? Babam hiç gitmemiş olmalı o halde, O beni terk etmemiş, bahar hiç bitmemiş, Azab hiç başlamamış? Yaşanmış meğer 15 koca sene. Ama içimde bıraktığı kocaman bir boşluk! Boşluktayım Ömrüm, depresif bir kadın cümleleri olarak okuma lütfen, salt bir boşluğun içinde olduğumu anla.

Yorgunum, seni bir süre daha yanıtsız bırakmak içime sinmediği için şu daracık zamana sığdırdım. Lütfen yanıt vermekte gecikme, kelimelerin kalbimi iyileştiriyor,  az da olsa güneş doğuyor hücrelerime.  Yahya Kemal dizeleri istemişsin, zarftaki kitap başucumdan. Şimdi değil, Azab’ın başladığı 2 yıl öncesinde çizdiğim satırlar göz kırpsın sana.

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan”
Sessiz Gemi Şiiri’nden.

“Gitmiş kaybolmuşuz uzakta,
Rü’yâ sona ermeden şafakta…”
Gece Şiiri’nden.

Seni hasretle kucaklıyorum,

Ceylan.

8 Yorum

  1. suzannur diyor ki:

    Hımm, Ceylan konuşmaya başladı nihayet. Demek ki Ömür biraz daha zorlamalı Ceylan’ı. Yüreğinden ve kelimelerinden öperim.

  2. Merush Hanım diyor ki:

    Ceylan ketum ancak anlatmak zorunda hisseden bir karakter. Kelimeleri giderek netlesecek ve belki de zamanla daha az cumle kuracak. Omur dugumu cozmek zorunda Ceylan ona guveniyor, inanci tam.

  3. Merush Hanım diyor ki:

    Hedeften kesinlikle sapmıyor, birbirimizi ufak şeyler ile şaşırtıyoruz yalnızca. Okuyucunun tarafında değişen bir hal yok, kurgu çizgisinden hiç sapmadan ilerleyecek. Ceylan’a iletelim tembel olmasının istenmediğini, peki. Ama zamanla çizgiyi daha belirgin hale getireceğiz sabredin. Neticede 41 mektupluk bir seri, ilk 3 ile düğümleri çözmek olmaz :)

  4. Niye 41? 40 degil, 42 degil, 41?

  5. Merush Hanım diyor ki:

    Başta planladığımız kurguyu 20şer mektup ile tamamlayabileceğimizi düşündük. Ve bir mektup daha gerekiyordu son olarak, bu nedenle 41 olacak. 41 sayısına bir anlam yüklemiş değiliz ama aklımda bir şeyler var, bakalım belki bir anlamı olur 41 olmasının.

Yorum Ekle